23 Temmuz 2013 Salı

İstanbul Hatırası

0 yorum

İstanbul'u ne kadar tanıyoruz? Kurban olan İstanbul olsa gerek. Ahmet Ümit'ten bir şaheser! Başkomiser Nevzat, bu kez bir seri cinayetlerin peşindedir! Ölülerin ellerinde eski sikkelerden bulunmuştur, bunun yanındaysa ölülerin bulundukları yerler sikkelerle bağlantılıdır!

Her ölümün ardından bir İstanbul hikayesi gelir karşımıza. Katil veya katillerin amacı İstanbul tarihine mi dikkat çekmek yoksa hedef mi şaşırtmak kitabın sonunda hepsi çözülüyor. Yine beklenmeyen bir son.

Her ölüm öncesi ölünün bulunacağı yer için yazılmış bir kısa öykü bizleri bekliyor ve son öyküyle kitap bitiyor. Ben bu kısa öyküleri çok sevmiştim başından beri ve son olarak da böyle bir öyküyle bitmesi daha da güzel oldu! Sikkelerin resimleri de kitapta mevcut.

Kitabın yararlanılan kaynakları da mevcut ki bir o kadar değerli. İstanbul Hatırası, geçmişden günümüze uzanan 7 cinayet, 7 tarihi nokta ve içi içe geçmiş duygular!
Arka kapaktaki metin benim sevdiğim o küçük hikayelerden birisine ait.

İç içe geçmiş kültürlerin birbiri ardına dizilişine kanla çekilen dikkat!

Bu kitabı okuduktan sonra İstanbul'a aşık olmamak mümkün mü?


Bendeki kitap Everest Yayınları'ndan cep boy basımı olup Mayıs 2013 tarihli.

Kitap:
Everest Yayınları
Kitapyurdu.com
İdefix.com

15 Temmuz 2013 Pazartesi

Alfabe Fanzin

0 yorum

Aylık Kenar Kültür Neşritayı! İlk sayılarını basmışlar, çok güzel çok da sevimli olmuş. İlk sayının acemeliklerini görmekse onları daha da sevimli kılmış! İzmit merkezli bir fanzin.

İmtiyaz sahibi Ömer Kaçar ilk sayı için şöyle yazmış;

"Hey! Sen, sevgili okuyucu;
Bize ilk sayımızda eşlik ettiğin için sana minnettarız.
' Biz neden bir fanzin çıkarmıyoruz ki? ' İşte bizim alfabe'yi çıkarmamızdaki ilk adım buydu.
Dolmuşta giderken, arkadaşımla yayıncılığın zorlukları hakkında konuşuyorduk.
' Yayıncılık ne zor iş... '
' Zor mu? '
alfabe bu şartlar altında doğdu.
Buradan okuyuculara bağırıyorum:
'alfabe açık bir platformdur! '
Biz, herkesin emeğine değer veren küçük bir topluluğuz.
Zaman göz açıp kapayıncaya kadar geçip gidiyor. Geriye zamanın izleri kalıyor. alfabe'de iz bırakmak isteyen herkese kapımız sonuna kadar açık.
Öykülerinizi, denemelerinizi, sanatın her alanıyla ilgili eleştirilerinizi, inceleme yazılarınızı ve makalelerinizi aşağıdaki adrese yollayarak yayına katkıda bulunabilirsiniz.
alfabefanzin@gmail.com
İyi okumalar.
Ömer Kaçar. "
Muhteviyatı da şöyle:

çünkü bayan m ile bir akşamüsü hiç olmadı / h. merve tursun
bahar yorguluğu / ömer kaçar
aramadıkça arayamamak / a. barış ay
kemirgen durumlar / m. ali balkan
yassı ağaçlar / burak çıkırıkçı
ucu b / a. barış ay
biri var karanlıkta / ebru ulutaş
kelimeler ve şeyler - insan bilimlerinin bir arkeolojisi / canset er
carax'ın rüyası / ö. faruk güler
avaşin yorulmaz ve inci güler ile hiç'liğin hüznüne yolculuk (röportaj)
İçindekilerde küçük harf kullandıklarını hissettirmek için ben de küçük harf kullandım.

Sanatın her alanından yazılarla çok güzel bir ilk sayı olmuş. Kapağı da ayrıca beğendim. Bu güzel kapaktan sonra ilk üç muhteviyatın öykü olduğunu görüp bir solukta okudum. Birbirinden güzel öyküler! Sonrasında Mehmet Ali Balkan'ın Kemirgen Durumlar'ı beni karşıladı. Sonraki üç muhteviyat da şiirler! Hepsinin tadı birbirinden başka. Şiirlerden sonra ise bir kitap incelemesi! Faucault'ın Kelimeler ve Şeyler adlı eseri. Kitaptan sonra ise bir sinema yazısı, film incelemesi geliyor yani Carax'ın Rüyası! Son olarak da iki genç ressamla röportaj var!

Çok güzel bir fanzin olmuş! Gerek içerik sıralaması gerekse içeriğiyle çok beğendim. Umuyorum ki yayın hayatı uzun, upuzun olur! Belirtmeden geçemeyeceğim adını da çok beğendim.


İnternette;
Facebook: https://www.facebook.com/alfabefanzin
Twitter    : https://twitter.com/alfabefanzin

Yukarıdaki adreslerden fanzini temin edebileceğiniz adresleri öğrenebilirsiniz.

Sherlock Holmes Akıl Oyunlarının Gölgesinde

9 yorum

Bu seferki baskı Martı Yayınları'ndan. Sherlock Holmes, bambaşka bir karakter, bambaşka bir eser! Sherlock serisi gazetede basıldığı zamanlarda, gazeteden takip etmek nasıl olurdu?! Bambaşka bir zevk, bambaşka bir tat! Her öyküsünde ayrı bir tat ayrı bir zevk ama bunların hepsinin bir ortak noktası var! Kendimi o zamanlarda şöminenin karşısında yeni çıkmış gazeteyi büyük bir heyecanla okuduğumu düşünüyorum da! Sherlock Holmes zaman üstü bir karakter olarak yıllar sonra bile aynı mühtiş zevki bizlere yaşatıyor! Tekrar tekrar okunsa bıkılmayacak bir öykü zinciri!

Martı Yayınları beş kitaplık set halinde Sherlock Holmes öykülerini basmış ve bunların ilk kitabı Akıl Oyunlarının Gölgesin'deyi soluksuz bitirdim. Bu kitap Kızıl Dosya ile başlamıyor.

2. Kitap: Suç Detayda Saklıdır
3. Kitap: Şüphe Asla Uyumaz
4. Kitap: Gerçekler Kanıt İster
5. Kitap: Aklın Şüphesi Suçun Gerçeğidir

Bu kitaptaki Sherlock Holmes öyküleri şöyle:

Bohemya'da Skandal
Bir Kimlik Vakası
Kızıl Saçlılar Kulübü
Boscombe Vadisi'nin Esrarı
Beş Portakal Çekirdeği
Bükük Dudaklı Adam
Mavi Yakut
Benekli Kordon
Mühendisin Başparmağı
Asil Bekâr
Zümrüt Taç
Akgürgenlerin Esrarı
Her biri alıp götürüyor!

Bohemya'da Skandal'da Sherlock Holmes meşhur Irene Adler ile tanışıyor! Bohemya Kralı evlenecektir, ancak eski aşkı Irene Adler onun fotoğrafını saklamaktadır ve kral bu fotoğrafı geri ister. Kendi çabaları yetersiz kalınca Sherlock Holmes'e danışılır!

Bir Kimlik Vakası'nda bir genç evlenecektir. Ancak müstakbel eş törene gelirken faytonda kaybolmuştur! Sherlock Holmes bu gizemiş peşindedir!

Kızıl Saçlılar Kulübü'nde bir rehineci dükkanı çalıştıran bir adam çok garip bir işe başlamıştır. Kızıl Saçlılar Kulübünde Britanya Ansiklopedi'sinin kopyalarını yazmaktadır! Bir kaç hafta sonra kulübün feshedildiğini, çalışmaya gittiğinde kapıdaki nottan öğrenir! Bu gizemin çözülmesi için Sherlock Holmes'e danışılır!

Boscombe Vadisi'nin Esrarı'nda kırsal bölgede yaşayan yurtdışında çalışıp geri dönmüş iki arkadaştan birisi ölmüştür! Bu sırrın çözülmesi için Sherlock Holmes'ten yardım istenir.

Beş Portakal Çekirdeği'nde bir genç adam Sherlock Holmes'ten yardım ister. Amcası bir zarfın içinde gelen portakal çekirdeklerinin ardından garip bir şekilde ölmüştür. Amcasının mirası babasına kalmıştır ve bir zaman sonra beş portakal çekirdeği alan babası da garip bir şekilde ölmüştür. Sherlock Holmes'e başvurmasının sebebiyse aynı zarftan kendisinin de almasıdır!

Bükük Dudaklı Adam, dilencilik yaparak yaşayan bir kişidir. Bir gün dairesinde kocasını gördüğü ve ona el sallarken gözden kaybolduğu iddiasıyla bu dilencinin kapısına dayanır. Dilenci kendisinden başka kimsenin olmadığını söyler. Sherlock Holmes bu gizemin peşindedir!

Mavi Yakut'ta, Noel sonrası Dr. Watson Sherlock Holmes'ü ziyaret eder. Holmes bu ziyaret sırasında bir şapkayı incelemektedir. Şapkayı Holmes'ün odacısı Peterson, bir kazla birlikte bulmuştur ve o esnada içeri girerek kazın içinden mavi bir taşın çıktığını haber verir!

Benekli Kordon'da üvey babasıyla yaşayan ikiz kardeşlerden birisi, garip bir şekilde ölmüştür. Son sözleri de "benekli kordon" olmuştur. Sherlock Holmes'de bu kordonun peşine düşmüştür.

Mühendisin Başparmağı'nda Dr. Watson'a parmağı kopmuş bir adam gelir ve iş için gittiği yerde canına kastedildiğini Dr. Watson'a anlatır. Doktor da onu Sherlock Holmes'e götürür!

Asil Bekâr'da, düğün sonrası kaybolan eşini bulmak için bir lord Sherlock Holmes'ten yardım ister!

Zümrüt Taç, İngiltere Kraliyet Hazinesi'nin önemli ve çok değerli bir parçasıdır. Adı verilmeyen kraliyetten bir kişi bu tacı banka sahibine kredi karşılığı rehin bırakır! Bankacı o akşam soyulur ve elinde bir parçası kırılmış taçla oğlunu görür! Ancak üç tane zümrüt eksiktir. Hem bunun için hem de oğlu suçlu mu masum mu kanıtlanması için Sherlock Holmes'ten yardım ister!

Akgürgenlerin Esrarı'nda, bakıcı olarak çalışan bir kadın işe başlamadan önce Sherlock Holmes'e danışır. Çünkü işvereni çok garip isteklerde bulunmuştur.

Bir çırpında okunan maceralar serisi!

Kitap, başta da yazdığım gibi, Martı Yayınları'ndan Cumhur Mısırlıoğlu çevirisiyle Mayıs 2012 baskısı.


Kitap;
Martı Yayınları
Kitapyurdu.com
İdefix.com

11 Temmuz 2013 Perşembe

Hep O Şarkı

0 yorum

Yakup Kadri Karaosmanoğlu'dan hissî bir roman! Hislerin kör ettiği ölçüde de o döneme ve o dönemdeki aşklara bir bakış! Münire Hanım, bir konakta yaşamaktadır. Komşu konakta Cemil Bey ile büyümüşlerdir. Lakin bir sünnet töreni zamanı Cemil Bey Münire Hanım'a ithafen bir şarkı okumuştur ve duyguların tanımlanması o zamana dayanmaktadır! O zamanki aşklar bir başkaymış ve kâh vuslatı olan kâh ayrılığa düşen bir aşk sergüzeşti.

Kullandığım kelimelerden de telakki olunacağı üzere dil eski. Ancak kelimelerin karşılığı parantez içinde de verilmesiyle okuyuş kolaylaşıyor ve cümle kaçırma durumu olmuyor. Cemil Bey'le aşkları büyüdükçe büyür, Cemil Bey'in babası, Münire Hanım'ı babasından ister lakin baba bu izdivaça karşıdır! Böylece ayrılık başlar. Derken Münire Hanım bir mollanın oğluna verilir! Aradan bir kaç zaman geçer ve haber alınamayan Cemil Bey'den Münire Hanım'a bohçacı kadın yoluyla bir mektup ulaştırılır! Münire Hanım bu zamana kadar Cemil Beyli hayellerden çıkar ve gerçek Cemil Bey'e kavuşma arzusuna düşer. Şansı dönmüş gibi görünmektedir! İlk mektubun gelişinden bir kaç zaman sonra Münire Hanım'ın kocasının hizmetçi kızı hamile bıraktığı haberi duyulur! Bunun üzerine Münire Hanım'ın babası kızını dünürlerin konağına göndermez. Münire Hanım talihinin döndüğüne iyice inanmaktadır. Hele ki Münire Hanım'ın halası, kendi evini bu aşıklara buluşmaları için açmasıyla onlardan daha mutlu insanlar yoktur! Mutluluklarını sonlandıran Cemil Bey'in taşraya sürülmesidir. Vuslat tekrar ayrılığa dönüşür! İkinci bir vuslat olacak mı olmayacak mı sizi merakta bırakmak adına burada söylemiyorum.

Basit bir raslantının büyük sonuçlarını okuyoruz. O olmasaydı pek çok şey başka olabilirdi? Bundan ziyade bir kadının ne kadar derinden sevdiğinin ve belki de biraz daha hülyalı sevdiğinin romanıdır bu. Anlatıcı da Münire Hanım'dır zaten.

Hep o şarkının esiridir Münire Hanım ve ona o şarkı yarattığı dünya yaşama gücü vermektedir.

" 'Ha değişmiş ha değişmemiş! Bana ne?' diyordum. Koy, mehtap âlemleri yine o mehtap âlemleri, zevk ve sefalar yine o zevk ve sefalar olsun. Benim şarkım söylenip bittikten sonra bütün bunların ne hükmü var?" (sayfa 142)

Bendeki kitap İletişim Yayınları'ndan 2009 basılmış 16. baskısıdır. Ayrıca kitabın sonunda Yakup Kadri'nin hayatınını anlatan bir bölüm ile biblografya da bulunmaktadır.

Kitap;
İletişim Yayınları
Kitapyurdu.com
İdefix.com


10 Temmuz 2013 Çarşamba

Yeni Dünya

0 yorum

Sabahattin Ali eseri! Bir öykü kitabı! Her öyküde insanın olduğu öykülerinde insan olduğu gibi anlatılmış!
Öyküleri;

Asfalt
Hanende Melek
Çaydanlık
Ayran
Isıtmak İçin
Uyku
Selam
Bir Mesleğin Başlangıcı
Bir Konferans
Yeni Dünya
İki Kadın
Sulfata
Hasanboğuldu
Asfalt'ta bir köy öğretmeninin köye ilk görevi için köye geldiği yolun sıkıntısı ve öğretmenin elinden geldiğince yol için çalışması anlatılmış. Sanki bazı şeyler o zamandan bu zamana hiç değişmemiş! Bu kitaptan sonra Anadolu insanının genetiği çözümleniyor hissine kapılmamak elde değil! Bu öykünün bir özelliği de şudur ki bir köy öğretmeninin notlarından derlenmiştir.

Hanende Melek  şarkı söyleyerek hayatını kazanan bir kadın. Hüseyin Avni Melek'e abayı yakmış eski Hukuk Mahkemesi azalarından imiş. Lakin sarhoşluğu yüzünden işten çıkarılmış. Evde karısı ve çocukları beklerken eline geçirdiği bir kaç parayı da alkole vermeye devam ediyormuş. Derken bir akşam Hüseyin Avni'nin sabrı tükenip Melek'le konuşur ve Melek o gece Hüseyin Avni'nin ailesi ile karşılaşacaktır!

Çaydanlık ise çok başka bir noktaya parmak basmış bir öykü. Hastahanede yatan mahkumların beş kişilik bir odayı paylaşması ve bir çaydanlık etrafında hayatı paylaşmalarını konu almaktadır. Çaydanlık mahkumlardan birine aittir...

Ayran'da evini geçindirmek için ayran satan bir küçüğün hayatına misafir oluyor! Ama bu misafirlik pek tatlı değil...

Isıtmak İçin adlı öyküde, evini geçindirmek için çamaşırcılık yapan bir kadın ve onun hasta kızı; tek odalı bir pansiyonda kalan bir adamın gözünden anlatılmış.

Uyku'da iki arkadaşın otostopla yola koyulması üzerine bir kamyona denk gelirler ve şoför uykusuzdur! Varacakları yere kadar şoför ile yaşananlar anlatılmıştır.

Selam'da kumpanyada çalışan bir kadın ile geldikleri kasabada yaşayan bir berberin yarenliği anlatılmaktadır. Kumpanya kasabadan ayrılmıştır, bir zaman sonra kadının berbere selamı gelmiştir ve berber her şeyini bırakarak bu selamın peşine düşmüştür.

Bir Mesleğin Başlangıcı mahallenin eski kabadayılarından Koca Recep'in şimdiki mesleğine nasıl başladığını anlatmaktadır.

Bir Konferans'ta açılacak yeni okulun daha açılmadan köylülere kooperatif hakkında bilgi vermesi ve toplantının hemen sonrasında yaşananlar anlatılmaktadır.

Yeni Dünya, bir kadının adı. dansözlük ile para kazanıyor. Bir düğünde iş almıştır. Lakin pek beğenilmemiş, üzerine rakibi Deli Emine çağrılmıştır. Buna içerlenen Yeni Dünya tüm hünerini ortaya koymuş, beğeni toplamıştır. Ertesi gün gelin almaya dokuz saatlik yola gidilecektir. Yeni Dünya da kafile yola çıkmıştır. Dönüş yolundaysa bir düğün konvoyu gelinden başka ne taşıyabilir ki?

İki Kadın, bir kocaya tabi ve o adamın da ruhunu teslim edeceği gece gelmiştir. Bu iki kadının konuşmaları tüm hayatlarını özetlemektedir!

Sulfata, askere gitmeden evlenmiş bir delikanlı asker dönüşünde babasının gelinine kötü davrandığını öğrenir ve eşini de alıp dağa çıkar. Orada bir kulübe inşa edip yavaştan düzenlerini bile kurmuşlarken kadını vuran sıtma hastalığı her şeyi değiştirir!

Hasanboğuldu, bir göl adıdır. Adını bir aşk hikayesinden alır!

"Emine'yi yaslı eden
Kerem olup Aslı eden
Dağı taşı sesli eden
Hasanım ardından geldim." (sayfa 124 - Hasanboğuldu öyküsünden.)
" 'Bende sahiden akıl yok...' diyordum. 'Uzaktan erimiş kurşun gibi parladığını gördüğüm su beni yolumdan alıkoyuyor. Düşünmüyorum ki, su, ancak uzaktan güzeldir. Onunla yakından temas etmek, bir sürü küçük, fakat yekûnu büyük münasebetsizliklere katlanmaya mecbur olmak demektir. Yaşım otuzu geçti. Bu manasız heveslere oyuncak olmanın bir macera telakki edileceği yaş değildir. Küçük şeyler için büyük fedakârlıklarda bulunmayı kabadayılık telakki edecek değilim ya?' " (sayfa 60 - Selam öyküsünden.)
" Uyandığımız zaman güneş perdelere vurmuştu. Derhal pencereye koştum. Gecenin karanlığında girip kirli yatağında yattığım bu Anadolu otel odalarının penceresinden baktığım zaman tesadüf edeceğim meçhul manzaranın merakını daha yatmadan duymaya başlarım. Önümde bazan kavak ve erik ağaçlarıyla dolu bir bahçe, bazan yıkılmak üzere bulunan kerpiç bir duvarla çevrilmiş mezbele, bazan da heykelli ve minimini ağaçlı bir hükümet meydanı çıkar. " (sayfa 69 - Bir Mesleğin Başlangıcı öyküsünden.)
Bendeki kitap Yapı Kredi Yayınları'ndan Şubat 2013 tarihli 11. baskısı.  Her öykü bambaşka insanlara kapı açmasına rağmen bu insanlar arasındaki gizli bağı hissetmemek imkansız!
Yapı Kredi Yayınları
Kitapyurdu.com
İdefix.com

8 Temmuz 2013 Pazartesi

Hobbit

1 yorum

J.R.R. Tolkien'in Ortadünya'sının ilk kitabı! Silmarillion ile Tolkien'in Ortadünya'sının notlarına başlamıştım. Silmarillion'daki takip zorluğu bu kitapta yok. Tersine çok akıcı bir şekilde ilerliyor! Ancak yine de sanki Tolkien daha çok şey anlatmak istiyormuş hissine kapıldım. Bol hayal gücü ile başbaşka bir macerayı bizlere aktarmış!

"Topraktaki bir oyukta bir hobbit yaşardı. Solucan kuyruklarıyla ve sulu çamur kokusuyla dolu, iğrenç, pis, ıslak bir oyuk değil, oturacak veya yemek yiyecek bir yeri olmayan kuru, çıplak, kumlu bir oyuk da değil: Bir hobbit kovuğuydu ve bu da konfor demekti." (sayfa 7)
Sözleriyle başlayan mit üslubuyla bizleri Ortadünya macerasına götürüyor. Bolca bulunan düğümlerden "nasıl kurtulacaklar" hissini tekrar tekrar yaşıyoruz ve Tolkien bu sorunun cevabını çok uzatmadan hemencecik veriyor! Bu da kitabı ayrıca ilginç kılan bir özellik olarak gözüme çarptı.

Hobbitimiz meşhur Galdalf'ın da eşliğinde, Yalnız Dağ; Dağaltı Krallığı varisi Thorin önderliğinde bir araya gelmiş cücelerle birlikte, Dağaltı'nı; ejderha Smaug'tan geri almak için yola çıkar! Hobbit burada hırsız görevindedir! Bu görev Yüzüklerin Efendisi üçlemesine yol açan bir olaya da imza atıyor.

Ortadünya yollarında gezinirken "ben olsaydım ne yapardım" sorusunu da sormaya başladıysanız Ortadünya'nın uçsuz buçaksız sınırları içinde gezimeye başlamışsınız demektir!

Irkların türüne göre var olan karakterleri net çizgilerle çizilmemiş olmasının kazandırdığı belirsizlik meraka yol açıyor.

Bu kitabın önce filmini izleyip daha sonra bu kitabı okudum. Bu da ayrı bir tat katıyor. Sinema uyarlamasının bu kadar çok sevilmesinin nedeninin şu olduğunu farkettim; filmlerin sanat yönetmenlerinin beklentilerin üzerinde bir iş koymuş olmasıdır. Zira kitapta karakterler için çok detaylı bir çehre betimlemesi bulunmamaktadır. Bunu da Tolkien'in bir başka imzası olarak görüyorum: Ortadünya sadece benim değil, hepimizin. Hepimiz bir şeyler katmalıyız.

Sayfa 25'te sözleri geçen şarkının; kitabın sinenama uyarlamasında benim için mükemmel olması da ayrıca hoştur. Kitabı okurken, tekrar tekrar dinlediğim bir şarkı olmuştur. Şarkı için : http://www.youtube.com/watch?v=BEm0AjTbsac

Kitabın sonu olması doğal ama beklenmeyen sonlardan olmuş. Bu da ayrı bir tat katmış.

Bendeki kitap İthaki Yayınları'ndan Gamze Sarı çevirisiyle Kasım, 2011 tarihli 6. baskısı.
İthaki Yayınları
Kitapyurdu.com
İdefix.com

4 Temmuz 2013 Perşembe

İlk Aşk

0 yorum

Turgenyev'in eseri. Klasikler için her saat mükemmeldir. Ama bazı saatler çok daha güzeldir! Bir öğle vakti ağaç, gölgesi altında, bir akşamüzeri sedir üstünde veya bir gece serinliğinde! İlk Aşk, Vladimir Petroviç'in ilk aşkından ve aşık olduğu kadının garip doğasına yaklaşma çabasından ibaret! Gençliğin başlarında ve aşkı tanımanın heyecanıyla ve karakterinin ağırbaşlılığıyla bir aşkı ve karşılık alamayacağını bile bile bu aşkı yaşamanın oluşturduğu hezeyanları kavrama yetisi aynı zamanda!

"Zinaida içime işleyen bakışını gözlerime dikti,
-Duydum, evet: Geldiğiniz için teşekkür ederim. Doğrusu sizi bir daha göremeyeceğimi sandım... Hakkımda kötü düşünmeyin, Volodya. Bazen üzdüm sizi ama, gene de düşündüğünüz gibi değilim ben.
Başını çevirip alnını pencereye dayadı.
-Emin olun öyle değilim... Biliyorum, kötü şeyler düşünüyorsunuz hakkımda...
-Ben mi?!
-Siz, evet... Siz.
-Ben... diye tekrarladım; kalbim yeniden karşı gelinmez bir büyünün etkisiyle titredi. İnanın bana, Zinaida Aleksandrovna; ne yaptığınız şeyler, ne de bana çektirdiğiniz acı sizi ömrümün sonuna kadar sevmeme engel olur. Her şeye rağmen seveceğim, size tapacağım." (sayfa 95)
"İç çektim. Yalan söylemek istemiyordum, gerçeği açıklamaktan da utanıyordum. Luşin halimden anlayan bir tavırla,
-O da düzelir, dedi. Yavaş yavaş... Önemli olan normal hayata dönmek, kendinizi tutkulara kaptırmamak. Ben başkasının iradesiyle cennete gitmektense -sadece ben istedim böyle- cehenneme sürüklenmeyi tercih ederim." (sayfa 96)
Bendeki eser Kum Saati Yayınları'ndan Mustafa Bahar çevirisiyle 2007 baskısı. Yayınevinin bilindik sıkıntılarının sayısı bu kitapta çok fazla değil.
 
Copyright © Kitaplık
S.Y.