30 Haziran 2014 Pazartesi

Bahçivan Fanzin Sayı 1

0 yorum

İlk sayıları çıkmış! Güzel bir kapakla.
"Öncelikle merhaba güzel insan,"
diyerek söze başlamışlar girişte ve sözlerini şöyle bitiriyorlar;
"toprağa dökülen betonlarla yarışabiliriz,
rastlantılarımız denktir, talihsiz değiliz" 
Şiir ağırlıklı, şiirsel anlatımlı bir fanzin. Çizimler Saniye Özbek'e ait. Uzun soluklu olmaları dileklerimle!

Şakir Soydan Üç Tekerlekli Bisiklet şiirine;
"gün batımı
etimle savaşıp kaybettim
iğredi gövdemin şaşmayan kafesinde" 
dizeleriyle başlıyor.

Ardından EncekzadeHüsnü imzasını taşıyan İnanna öyküsü geliyor. Yarıçıplak gezmesiyle ünlü bir tanrıça yeryüzüne iniyor!

Daha sonra Serap Aslı Araklı İnkâr şiirine;
"Düz bir şehri ters çevrilmişlik gibi de anlatabilirim"
dizesiyle başlıyor.

Mehmet imzasını taşıyan Ezgili Şiirler I;
"Oturuyorum
Tek başıma
Ezgisi çalınmış gönüller barında"
dizeleriyle başlıyor.
Uca imzasını taşıyan Filler Ağlar, Karanfil Boğulur, Vapur Kalkar;
"bir bakmışsın bu gece bitmiş
bir bakmışsın Aristo falan hepsinin yüzü asık"
dizeleriyle başlıyor.

Şakir Soydan, Gününü Öldüren Adam'ın kılçıklı ruhunu öyküleştirmiş sunuyor bizlere!

Yolumuz Sadakat Yolu Cangür imzasını taşıyor ve imgeleriyle insanları anlatıyor.

Ardından Parmaklarıma Kepenkler Düşşün şiiri Damla imzasıyla geliyor.
"Damarlarım patlıyor sesinden"
dizesiyle başlıyor.

Cangür, Perakende Koşarsak şiirine;
"Başaklar kapanır mı ağaç yetişmeyen şehirde," 
dizesiyle başlıyor.

bahcivan.fanzin@gmail.com

Arsen Lüpen Kibar Hırsız

0 yorum
Maurice Leblanc'ın Arsen Lüpen'i! Güncel Yayıncılık'tan çıkan 4. kitap. Arsen Lüpen konusunda ilk zamanki tutumumu maalesef çok fazla aşamadım. Okurken döneminden esintileri görmek, ya şimdi ne olacak diye okumak iyi. Ancak olayların inandırıcılığı, Arsen Lüpen'in komikliği benim için hep havada kalmıştır. Bunlar bir yana, anlatıcının bir var olup bir yok olması tüm dengeyi bozmaktadır. Anlatıcı da yüksek ihtimal Arsen Lüpen'in kendisidir. Diğer yandan bir insan ne kadar mükemmel kılık değiştirebilir acaba diye düşünüyorum. Hal böyle olunca Arsen Lüpen'in tanınmazlığı konusunda her daim şüphelerim bulunmaktadır.

Malum Herlock Sholmes, Sherlock Holmes'e atıftır. Bazı yayınevleri ismi düzelterek verir ki bu hiç ama hiç hoş değildir! Güncel Yayıncılık ise olduğu gibi bırakmıştır ismi. Lakin bi' noktada Sherlock Holmes adı doğrudan geçmektedir. Maurice Leblanc gerçekten öyle mi yazmış yoksa editör kurbanı mı olmuş bilemedim.

Kibar Hırsız Arsen Lüpen yine Fransız usulü muzipliğiyle karşınızda. Sherlock Holmes ve Arsen Lüpen atışması hala devam ediyor. Benim gönlümse hala Sherlock Holmes'ten yana!

Kitap dokuz bölümden oluşmuş.
Arsen Lüpen'in Tutuklanışı
Arsen Lüpen Hapishanede
Arsen Lüpen'in Kaçışı
Gizemli Yolcu
Kraliçenin Kolyesi
Kupa Yedilisi
Madam Imbert'in Kasası
Siyah İnci
Herlock Sholmes Geç Kalıyor

Bendeki kitap Güncel Yayıncılık'tan Nisan 2004 tarihli Saffet Günersel çevirisidir.
Kitap
İdefix.com
Kitapyurdu.com

24 Haziran 2014 Salı

Galapera Öykü Fanzin Haziran 2014

0 yorum
Galapera Öykü; bu sayısında kapağına Nursel Duruel'i konuk ediyor.

Jale Sancak Merhaba ile bizi karşılıyor;
"Soma maden faciası, etrafımızı kuşatan azgın bir şiddet, baskı düzeni ve öldürülen insanlarımız nedeniyle sıkıntılı bir ay geçirdik. İyi, güzel, sevinçli şeylerden söz edemez olduk ne yazık ki. Gene de iyi ki edebiyat var diyoruz. Öfkemizi biraz olsun yatıştıran, yaralarımızı saran, umut veren kitaplar, her şeye rağmen bu alanda üreten, vazgeçmeyen, direnen yazarlar var.
Galapera Öykü Fanzin de bu direnişe destek olmak için sürdürüyor yayınını."
İçindekiler:
Hatıralar Hayal Oldu - Halide Eşber
Yaşıyoruz Umut - Esin Erdem
Ölüme Ağıt - Erinç Büyükaşık
Küçük Kız - Melike Kaan
Müfettiş Necmi Bey - Cenk Uras
Adını Siz Koyun - Didem Gündüz Esen
Kalbimdeki Deniz - Sevtap Ayyıldız
Zengin Teyze - Tuba Kır
Bir Yalnızlık Figürü Olarak Anayurt Oteli'nin Zebercet'i - Yasemin Karta fil'm hafızası
Gecede - Recep Yılmaz
İsimsiz - Samet Yangın
İçlerine Keder Kurdu Kaçmıştı - Ayşe İrem Doğancı
Aşina - Dilek Şenol Orhon
Tavla - Melis Arsay
Galapera'da Kitaplar Arasında
"Birlikte Ölmediler Hiçi" - Nursel Duruel

Hatıralar Hayal Oldu'da Halide Eşber bizlere Cem Bey'i, bir hanımkızı ve Madam'ı anlatıyor... Zamanüstü ve zamaniçi bir öykü!
Cem, önündeki iriyarı Emlâkçı’nın bütün vücudunu yükleyerek ittiği demir kapıyı her gün nasıl açıp kapayacağını düşünerek girdi apartmana. 
Esin Erdem Yaşıyoruz Umut'ta kalıpları anlatıyor. Kalıpların kırdığı bardaklar, camlar, canlar...
-Günaydın.
-Sana günaydın Ufo Abi.
-N’oldu kızım sabah sabah? Ne yaptın saçlarına? Ne yaptın kendine!
“Ne olmadı ki… Bari sen yapma; sen söyleme böyle. Abi dedim. Açtım yüreğimi döktüm içimi. Ne olabilir? Sabahı akşamı olsa keşke derdimin.”
-Olmadı bir şey. Tersimden kalktım bu sabah. Düzeleyim diye kazıttım saçlarımı, neremi deldirebiliyorsam deldirdim. Yakışmışmış mı!
Erinç Büyükaşık Ölüme Ağıt'ta bir genç kızı anlatıyor. Genç dediğim, gençliğe yeni adım atmış bir çocuğu...
Ana dilinden uzak bir kente taşıdılar onu. On altısında gelinliğin içinde. Göğüsleri yeni yeni belirmiş, utangaç bir hayli. Ağlayacak dokunsan. Uzak köylüsü Ahmet'le everip gönderdiler Yedikule'nin dar sokaklarına.
Melike Kaan Küçük Kız'da kısacık, acı bir hikaye sunuyor...
Bir kız vardı,kendini yalnız hissedip,hastanenin yolunu tutuyordu.Kocası yaşça büyüktü kadından,anlayamıyordu duygularını.
Cenk Uras Müfettiş Necmi Bey'in emeklilik sonrası hayatını anlatıyor. Oysa o gün önemli bir gündür ve kızını istemeye geleceklerdir!
Adı Necmi Yurtseven. Elli dokuz yaşında ama yetmişinde gösteriyor. Emekli olalı bir seneyi geçmiş, bu süre içinde kendisi ile birlikte ailesine, komşularına, esnafa, çevresindeki herkese hayatı zehir etmeyi iş edinmiş.
Didem Gündüz Esen Adını Siz Koyun diyor ve başlıyor rüyasını anlatmaya... Güzel bir rüya!
Dün gece bir rüya gördüm. Basit bir tren istasyonundayım. Ama sanki Haydarpaşa Garı’nı da çağrıştırıyor… Başımın üstünde bir yıldızlarla dolu gökyüzü, bir yüksek tavanlar…
Sevtap Ayyıldız Kalbimdeki Deniz'de İstabul'da denizden başka kimsesi olmayan birini anlatıyor.
Bir Pazar günü denizden başka sığınacak kimsen olmayınca üstelik dertlerin boyunu aşmışsa, meyhaneye gidecek paran, rakıyı sindirebilecek bünyen de yoksa vay haline! Seninki de hayat mı, demezler mi adama?

Zengin Teyze'de Tuba Kır; babasını kaybeden Leyla'yı anlatıyor.
Alt tarafı iki gün önceydi. İki gün öncesine kadar bir ailem vardı ve kırk sekiz saat evvelinde sarışındım.
Yasemin Kartal, Bir Yalnızlık Figürü Olarak Anayurt Oteli'nin Zebercet'inde film ile romanı karşılaştırmalı olarak bizlere sunuyor.

Recep Yılmaz Gecede dolaşan bir adamı, bir arayışı anlatıyor.
Ay bütün bir gece metaforlar kralının kederli kel kızının eskimiş yuvarlak masa aynası gibi parlayıp durdu yukarıdan. 
İsimsiz'de karşınıza ben çıkıyorum. Burada Galapera'ya teşekkürlerimi sunarım!

Ayşe İrem Doğancı İçlerine Keder Kurdu Kaçmıştı. öyküsünde üç kardeşi bir ailesi ve yıllar sonra ortaya çıkan bu kurdu anlatıyor.
Yerinden kalksa, annemin yanına gitse.Annemi dudaklarından öpse,hep birlikte olsak, güvende ve mutlu olsak.
Ne bir aradayız ne güvendeyiz oysa.Herkes kendi yolunda.
Dilek Şenol Orhon Aşina öyküsünde bir aşk, bir kaybediş, bir buluşu anlatıyor...
O sabah dışardan gelen matkap sesleriyle uyandım.
‘Nerden geliyor bu lanet gürültü?’
‘Bu saatte uyanmak zorunda mıyım?’
Çok erken olmamasına rağmen, günün ilk dakikalarını yaşamanın verdiği sersemlikle, istemeyerek yataktan kalktım.
Melis Arsay Tavla'da bir gencin hayallerini anlatıyor.
Balkonun korkuluklarındayürümekte olan karganın ayak sesleri dikkatini dağıttı, söylene söylene sandalyesinden kalkıp balkona yürüdü.
Galapera'da Kitaplar Arasında tanıtılan kitaplar;
Bize Umut Gerek - Başar Başarır
Firar - Alice Muntor
Bizi Çağanoz Diye Biri Öldürdü - Bora Abdo
Sonunda Herkes Yanlız - Hasan Özkılıç
Korku ve Arkadaşı - Ayşegül Çelik
Yaz Kokuları - Fadime Uslu
Çağdaş Alman Öykü Antolojisi
Bir Kız Varmış - Pelin Temur

Kapak konuğu Nursel Duruel'in öyküsü "Birlikte Ölmediler Hiç"; "Geyikler, Annem ve Almanya" (Can Yayınları, 2006) kitabından.

Galapera Kültür ve Sanat Derneği
Facebook
Twitter

Alfabe Fanzin Sayı 12

0 yorum
 Tam bir yıl oldu! Fanzin için tam onikinci kez buraya yazıyorum demek. Bir yıl yaşlandık, büyüdük, eskidik demek.

Bugüne kadar fanzin için yazmış, çizmiş veya söylemiş, tüm arkadaşlara teşekkürlerimi sunuyorum. Hepsi birbirinden değerli insanlar. Çok şey paylaştık. Büyüdükçe büyüdük... Sosyal medyada Alfabe için yazılanları okudukça gururlandım, sevindim. Dağıtım ağı da büyüdükçe büyüdü. Yavaş yavaş.... Yürümenin acelesi yok. Etraftaki manzarayı yakalamak lazım ve alfabedeki her harfin tüm kelimelerini çıkartmak gerek!

Kapak ve iç çizimler Çiğdem Koç'a; arkaiç kapak ise Yaşlı Bunak'a ait.

Muhteviyatı:
Önsöz; İşte, Her Şey Senin... - Ömer Kaçar
Şiir; Toprağın Altındakiler'e - Serkan Dinç
Öykü; Sıradan Biri - Canset Er
Şiir; Üzerimde İstanbul II - Burak Çıkırıkçı
Şiir; Gepetto Ustanın Diğer Kuklalarına - Gönülnur Demet
Düzyazı; Ahlakdışı Stratejiler II: Düş - Ömer Kaçar
Şiir; Pergel - Aytaç Ars
Öykü; Şantaj Tavşanı Yahut Tav/şan-taj - Önder Şit
Şiir; Yüz Karası - Barış Keskin
Öykü; Elif Shafak Tarafından Yazılmamış Bir Gore Vidal Anlatısı (Ya Da Kargı) - Yahya Macaroğlu
Şiir; Bir Gök - Sergen Yücel
Şiir; Hazirandı - Tan Doğan
Öykü; Kösele Humpty Dumpty - Ece Çavuşoğlu
Şiir; Kaside - Baran Can Sayın
Öykü; Akşamüstü - Samet Yangın
Şiir; Şairin Beyanı Esastır - Uğur Ufuk Çalışkan
Şiir; Adı Ağıttır. - Berk Çetin
Şiir; Mila - Barış Türk
Şiir; Kara Gün - Cafer Uluç

İşte, Her Şey Senin...de Ömer Kaçar karşılıyor bizleri onikici sayı için. Bir yıl için. Geçen için, gelecek için.
Uzak-larda bir yerde bir kör, bir sağır, bir sakat, bir de şair var. Şair, şiirini yazıyor ve yüksek sesle okumaya başlıyor. Kör, şiiri duysa da görmek istiyor; sağır, şiiri görse de duymak istiyor; sakat ise şiire bir adım daha yaklaşmak istiyor.
Toprağın Altındakiler'e diyen Serkan Dinç, şiirine şu dizelerle başlıyor:
Altındaydılar toprağın
Altında 
Canset Er bize Sıradan Biri'ni anlatıyor. Sıradan çıkmayan, çıkamayan, çıkan çıkmayı düşünen ve sırada ölenler... Sıradan olan, sıradan olmayan...
İnsanlar bekliyor. Ucu bucağı olmayan bir sıraya doğru ilerliyorum. İstemsizce. Seçim yapmak için zaman kaybetmektense bir an evvel sıralardan birinde yer edinmeyi tercih ediyorum. Şimdi beraber bekliyoruz.
Burak Çıkırıkçı Üzerimde İstanbul II şiirine şu şekilde başlıyor:
Kule dibinde çocuklarını gezdiriyor,
Babası olmayan gürcüler.
Gönülnur Demet Gepetto Ustanın Diğer Kuklalarına şöyle başlıyor:
Bir küfür ardından da kukla savruluyor. 
Ömer Kaçar; Ahlakdışı Stratejiler II: Düş'ü anlatıyor bize. Düş gören, düşen, düşemeyen, göremeyen... Unutan...
1
Düş. Karanlıklarda kirlen. Tutkular kalıba dökülmüş. Düş. Bastı-rılmış aşk, bastırılmış iç sıkıntısı, bastırılmış göğüs ağrısı. Düş. Yıllar yılı. 
Pergel'e Aytaç Ars şöyle başlıyor:
Bu odaya güldün sen bugün
Bu odanın taraflarına
Önder Şit Şantaj Tavşanı Yahut Tav/Şan-taj'da "tavşanı" anlatıyor.
Küçük tavşanım, gel bana. Gel, gel. Gözlerin ayrık ve gölgede. Göl-ge, seni karartmıyor; gölge dışında ne varsa kör ediyor. Ben böyle görüyo-rum, tavşanım. Beyaz karnın yumuk. Kolların yarıdan kesilmiş. 
Barış Keskin, Yüz Karası'na şöyle başlıyor;
Tütüyordu dumanı bacasında
Ve ağlıyordu bir işçi kömür karasında.
Yahya Macaroğlu; Elif Shafak Tarafından Yazılmamış Bir Gore Vidal Anlatısı (Ya Da Kargı)'da kalıpları, müstehçenliği ve pornoyu anlatıyor.
Bazılarınız ismimi merak ediyor olabilir, bana şeytan derler, tabii siz başka isimler de takabilirsiniz. İsimlerinizin, bakışlarınızın, ayıplayışlarınızın üzerimde en küçük bir etkisi olmayacağını bilmenin iç rahatlığıyla söyleyebiliyorum bunu.
Sergen Yücel,  Bir Gök'e şöyle başlıyor:
Sarı bir gök indi meşref perdenin cismine
Bir oturup, bir ağlayan 
Tan Doğan Hazirandı şiirine şu dizelerle başlıyor:
“yârimyâr”a “ışk”la…
hazirandı:
ansızın başladı yağmur: yaza inat 
 Kösele Humpty Dumpty öyküsünde Ece Çavuşoğlu bir babayı anlatıyor...
Paramız yok-tu. Paramız yok-muş. Paramız yok-tu. Paramız yok-muş...
Acaba bunu daha kaç kere tekrar edersem gerçekliğini kabullenip, bunca yıl yaptıklarımın sorumluluğunu üzerime alabilirim? Paramız yok.
Hiç olmadı. En azından babam için.
 Baran Can Sayın Kaside'ye şöyle başlıyor:
Naziksin
bir karanfil damlar gibi saçlarına
Sonra benim öyküm Akşamüstü var. Bir İzmit öyküsü.

Şairin Beyanı Esastır şiirine Uğur Ufuk Çalışkan şu dizelerle başlıyor:
Katilimi arıyorum
Henüz beni öldürmediği için 
Berk Çetin Adı Ağıttır. şiirine şöyle başlıyor:
Şimdi güzel ve uzak ülkelerde hasat zamanıdır
Rivayete göre bundan yirmi kadar yıl önce
Bir fransız ve bir alman hipokrat elele tutuşmuştu
Barış Türk Mila şiirine;
Şimdi güzel ve uzak ülkelerde hasat zamanıdır
Rivayete göre bundan yirmi kadar yıl önce
Bir fransız ve bir alman hipokrat elele tutuşmuştu 
dizeleriyle başlıyor.

Cafer Uluç, Kara Gün şiirine şöyle başlıyor:
Kara, kapkara bir duman…
Kızıl, epeyce kızıl kan!
 Bir sayı, bir yıl geride kalıyor; geride bıraktıklarıyla, geleceği bekleyerek. Yeni sayıyı merakla bekliyoruz! Lakin bu sayı üç ay sonra olacak. Detaylı bilgi için: http://www.alfabefanzin.com/onemli-duyuru/


İmge.com.tr
Twitter
Facebook
Alfabe Fanzin İnternet Sitesi

Doğu'nun Limanları

0 yorum
 Amin Maalouf'tan bir harika eser daha! Amin Maalouf bizi bolca dolaştırıyor. Osmanlı'dan Nazilere, Nazilerden Filistin'e kadar bir yolda İsyan'ı okuyoruz. İsyan'ın dedesi doktor. Babannesi padişah ailesinden. İsyan'ı böylece tanımaya başlıyoruz.
Benim hayatım, dedi, doğumumdan yarım asır önce, Boğaz kıyısında, hiç görmediğim bir odada başladı. (sayfa 17)
Dün sizinle karşılaştığımızda, sadece "Kitabdar" dedim, öyle değil mi? Babamın... sırtıma yüklediği ismi mümkün değil tahmin edemezsiniz: İsyan! Evet, İsyan! "Boyun eğmeme", "Ayaklanma", "İtaatsizlik". Oğluna "İsyan" diye seslenen bir baba görülmüş müdür hiç? (sayfa 42-43)
İsyan'ın yolu Fransa'ya düşüyor. Okumak, doktor olmak istiyor. Ancak kendisini bir anda Direniş'in içinde buluyor ve Direniş'ten bir kızla -Clara- tanışıyor. Yollar onları kâh birleştirecek kâh ayıracak.

Benim dikkatimi çekense Fransızların çok cana yakın olarak gösterilmiş olması. Gerçekte Fransa'ya hiç gitmedim ama okuduğum, izlediğim, gördüğüm ve anlatılanlar kadarıyla o kadar da sıcakkanlı insanlar değil. İnsana çok kısa sürede kendini evinde gibi hissettirmiyorlar. Bu kitapta bu konu oldukça dikkatimi çekti.

Amin Maalouf, İsyan üzerinde yine mükemmel bir "kimlik" mozaiği oluşturmuş. Okudukça "İsyan kim?" diye sormamak elde değil. Buna, ismi cevabı veriyor zaten: İsyan!

İsyan'ın başına gelenler, Doğu'nun Limanları'nda yaşananlar, ailesinde olanlar... İç içe geçmiş öyküler İsyan'ın yoluna bağlanıyor yahut o yollar İsyan'ın öyküsünü, yolunu anlatıyor.
"O, eski bir direnişçinin kardeşi; sen ise alt tarafı eski bir kaçakçının ağabeyisin." (sayfa 152) 
"Peki ya gelmeyince ne oldu, onu mu merak ediyorsunuz? Sorunuzun cevabı içinde. Gelmemenin bir vakti yoktur. İnsan çoşkuyla beklerken ne kadar zaman geçerse, o büyük günün o yaklaştığına o kadar inanır. Bir yıl mı geçmiş? Ne yapalım dersiniz, hazırlanması en az bir yıl sürerdi zaten... İki yıl mı geçmiş? Gelmesinin eli kulağındadır..." (sayfa 166) 
Bendeki kitap; Yapı Kredi Yayınları'ndan Saadet Özen çevirisiyle Mayıs 2009 tarihli 39. baskısı. İlk baskısının tarihi Kasım 1996.
Kitap:


23 Haziran 2014 Pazartesi

Benim Hüzünlü Orospularım

0 yorum
Marquez'i 17 Nisan'da kaybettik... İnsanın ölümü kadar tuhaf bir diğer şey de vücudun yaşlanmasıdır.

Gabriel Garcia Marquez bu şaheserinde 90. yaşgününe gelen bir gazetecinin hikayesini okuyoruz. Evlenmemiş. Tüm hayatı kendi içinde yaşamış bir insan.

Yaşlılık, cinsellik, anılar... 90 yaşına kadar aşkı görmemiş bir adam 90 yaşında aşkı yakalar. Belki çok geç belki tam zamanında... 

Köşesine yazmak dışında bir şey yazmayan gazetecimiz anılarını yazmaya başlar. Hayatının son demini(?) böylece okumaya başlarız.

Gabriel Garcia Marquez'in harika bir kitabı daha... Unutulmayacak... Tıpkı Marquez gibi...

Bendeki kitap Can Yayınları'ndan İnci Kut çevirisiyle Şubat 2014 tarihli baskıdır. İlk baskı ise 2005 yılındadır.

Kitap:
Can Yayınları
Kitapyurdu.com
İdefix.com
Dr.com.tr

4 Haziran 2014 Çarşamba

2012 Kristal Kafatası

0 yorum

Manda Scott'ın kitabı ve onun okuduğum ilk kitabı. Fantastik serüven kitabı.

Cedric Owen mavi kristal bir kafatası şeklinde taşa sahiptir. Bu taş sırlarıyla beraber kaybolmuştur. Ancak Stella'nın eşi Kit, bu taşın peşindedir. Kit, bu taşın bir mağarada olduğunu düşünmektedir. Stella da mağaracıdır. Kit ile Stella bu taşı bulurlar ve olaylar başlar. Taşın sırları yavaş yavaş meydana çıkmaktadır.

Nostradamus gibi bilindik karakterlerin de öykü içinde olunca daha ilginç bir öykü ortaya çıkmıştır. Ancak Manda Scott'ın üslubuna nedense alışamadım. İsimlere alışmak nedense zor oldu bana. Diğer yandan bol karakterli ve karakterler girip çıkınca sahneye kişi takibi zor oluyor. Bununla birlikte olayların birden yön değiştirmesi takibi yine zorlaştırıyor.

Kitap başta bir macera kitabı gibiyken fantastik bir durumun mevcudiyeti ortaya çıkıyor. Fantastik dünyanın kalbinde kristal kafatasının birden fazla isminin olması da sizi şaşırtmasın.

Maya efsanesine İngilizvari bir bakış olmuş. Lakin ben pek eğlenemedim. Konu gereğinden uzun tutulmuş hissindeyim. Bu hisle birlikte takibin de zor olması okumayı zorlaştırıyor. Bunlara rağmen yakalanmış olan ilginç öykünün hatrına biraz okunuyor. Ancak yine de bundan daha iyi kitaplar olduğu kanısındayım.

İşin gerçeği kitabı pek beğenmedim. Oysa yüksek beklentilerim vardı. Arka kapaktaki "şifre" kelimesine kanmamak lazım. Zira kitabın yarıdan fazlasını okudum, şifre mifre görmedim. Okumadığım kısımda vardıysa bilemeyeceğim. Diğer yandan öykü içi dengesizlikler de üzücü oldu. Bunlara ek, bölümlerin çoğuna konuşmayla başlayan Manda Scott, sinemadaki, siyah ekranda arkadan gelen konuşma sesleri havası estirmeye çalışmış gibi. Tabi ki bu da olmamış.

Maalesef kitabı bitirmeden yazıyorum. Çünkü bu kitaba ayırdığım zaman, kanaatimce, haddini aştı. O yüzden başka kitaplara yönelmek taraftarıyım. Kitabın sonunu okuduğumda bir düzenlemeye gideceğim.

Bendeki kitap Pegasus Yayınları'ndan Çağdaş Özkan çevirisiyle Ocak 2010 tarihli ilk baskısı.

Kitap:
Pegasus Yayınları
Kitapyurdu.com
İdefix.com


 
Copyright © Kitaplık
S.Y.