26 Eylül 2016 Pazartesi

Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları: Gölge Şehir

0 yorum
Bayan Peregrine'nin Tuhaf Çocukları serisinin ikinci kitabı.

Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları
Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları: Gölge Şehir
Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları: Ruhlar Kütüphanesi

Tuhaflar adadan kurtulmuşlardır. Jakob dedesinden dinlediği insanların hala zaman zaman rüya olduğunu düşünmektedir. Bayan Peregrine kuş formunda sıkışıp kaldığını düşünmektedirler ve ona yardım edecek bir ymbryne aramaktadırlar. Bu onları beklenmedik bir yere götürmektedir ve bu yolda Jakob tuhaflığında yeni noktalar keşfedecektir.

Bu noktadan sonra, ilk kitabı okumamış olanlar için içerik uyarısında bulunmalıyım. İlk kitabın içeriğinden alıntılar, açıklamalar olabilir.

Ransom Riggs, çok ilginç bir dünya yaratmış ve dünyanın kötü karakterleri gerçekten de rahatsız edici boyutta olabiliyor.

Serinin en ilginç noktalarından biri döngüler. Zaman, her zaman için insanlarda büyük bir soru işareti şeklinde kalmıştır. Ransom Riggs, bu soru işaretinin kıvrımlarında geziyor. Döngü yeniden başlatılmadığında döngünün ertesi gününe geçiliyor. Peki yeniden başlamayan döngüde yaşayanlar ertesi günde, geçmişlerini mi yaşıyorlar, yoksa geleceklerini mi? Döngü içerisinde diğer döngülere geçişlerde zamanın diğer bir odasına geçiş gibi oluyor. Daha önceki zamanlara ait bir döngü içerisine girip döngü oluşturulabilir mi?

Daha nice sorular! Zaman göreceliği içinde syndrigasti varlığı büyük tehtit altında!

Kitabın sayfasını açar açmaz bir döngü içine girdiğinizi hissediyorsunuz! Üç gün içinde bitebilen bir kitap.

Bendeki İthaki Yayınları'ndan Aslı Dağlı çevirisiyle Eylül 2016 tarihli ilk baskısı.

Kitap:
İthaki Yayınları
Dr.com.tr
Kitapyurdu.com
İdefix.com
Babil.com


21 Eylül 2016 Çarşamba

Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları

0 yorum
Ransom Riggs ile bu kitap sayesinde tanıştım. Kitabı ilk elime aldığımda fotoğraflar ilgimi çekti. Bu siyah beyaz fotoğraflardan kitabın korkuya yakın bir türde olacağını düşünürken fantastik kurgunun içinden geldiğini okuduktan sonra anladım. Sayfaları çevirdikçe sepya kokusunda bir dünya canlanıyor, renkleniyor.

Kitap üç kitaplık bir seri ve bu kitap serinin ilk kitabı.Seri sırasıyla:
Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları
Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları: Gölge Şehir
Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları: Ruhlar Kütüphanesi

Kitabın çok ilginç yanlarından biri, kitap içinde fotoğraflar, çizimler mevcut! Kitapta çok ilginç bir ortam oluşturmuş. Kitap mı fotoğraflarnda besleniyor, fotoğraflar mı kitaptan ayırt etmek olanaksız.

Fotoğraflarla ilgili şu notu aktarmadan geçemem.
Bu kitaptaki bütün resimler orijinaldir ve çok az rötuş yapılan birkaç fotoğrafın dışında üzerinde hiçbir oynama yapılmamıştır. (sayfa 397)
Abraham Portman'dan torunu Jacob'a geçen bir hikaye aslında bu. Jacob dedesinin anlattığı tuhaf hikayelerle büyümüştür. Büyüdükçe hikayelerin masal olduğuna kanaat getirmiştir. Ancak hayatı değişecektir. Dedesi öldürülmüştür.
"Zamanımız kalmadı," diye fısıldadı. Sonra sarf ettiği gayret yüzünden tir tir titreyerek başını topraktan kaldırıp kulağıma yaklaştırdı: "Kuşu bul. Döngünün içinde. İhtiyar adamın mezarının diğer tarafında. 3 Eylül 1940." Başımla onayladım ama anlamadığımı fark etmişti. Gücünün son kırıntısıyla, "Emerson - mektup. Neler olduğunu onlara anlat, Yakob," diye ekledi.(sayfa 39)
Jakob'un hayatı bu olayla birlikte öncesi ve sonrası olarak değişecektir.

Sayfalar ilerledikçe bir o kadar yabancı ve bir o kadar tanıdık bir dünyanın içinde buluyoruz.

Ransom Riggs'in sade bir anlatımla, yormadan anlatıyor. Bu anlatımla daha da gerçekçilik kazanıyor. Ransom Riggs başka bir döngüden bizlere ulaşıyor.

Kitapla ilgili olarak İthaki Yayınları tekrar aynı hataya düştü! Kitabın yakında filmi geliyormuş ve bu filme özel(!) kapak yapmışlar! Allah'tan bendeki kitap film afişli olan kapak değil, orijinal olan kapak!

Bendeki kitap İthaki Yayınlar'ından Aslı Dağlı çevirisiyle Ağustos 2016 tarihli ciltli 7. baskısı.

Kitap:
Kitapyurdu.com
Dr.com.tr
İdefix.com

15 Eylül 2016 Perşembe

Oz

0 yorum
Adam Fawer'ın yeni kitabı. Olasılıksız ile hızlı bir çıkış yapıp, Empati ile hayal dünyasını konuşturmuştu. Hala bahsettiğim bu iki kitabı okuyanlar mevcut. Türkiye'de kuvvetli bir hayran kitlesi oluşturmuş. Zaten Adam Fawer bundan bahsetmiş.

Çok zamandır Adam Fawer'dan bir kitap bekleniyordu. Ancak bu şekilde değil. Kitabın arkakapağından:
Yeniden keşfetmeye hazırlan: OZ'u ya da kendini!
Kitabın Oz Büyücüsü'ne bir şeyler göndereceğini bekliyordum ama olayların tekrar yaşanacağı konusunda bir fikrim yoktu. Beklentilerin yüksekliği kitabı okurken okuyucuya bir o kadar kötü hissettiriyor. Böyle olunca da acaba gerçekten Adam Fawer mı yazdı diye düşünmeden edemiyorum.
Yani sonuçta bahsettiğimiz kişi Adam Fawer. Olasılıksız gibi kurgusal be bilimsel zenginliği olan bir kitap, ardından Empati gibi bir kitapla gelip tek atışlık bir kalem olmadığının göstergesi varken bu kitaba büyük heves göstermemek olmazdı. İlk fırsatta da edindim.
"Derken 2010 yılının başlarında Brooklyn'e sürpriz bir ziyaretçi geldi: Egemen. Bizim evin hemen yanındaki Avustralya barında Egemen bana üçüncü kitabımı bitireceğime dair söz verdirdi.Becerebileceğimi sanmadığımdan söz vermek istemedim ama Egemen kolayca reddedilecek biri değildir ve birkaç biranın ardından boyun eğdim." (Teşekkür metninden.)
Acaba Adam Fawer'ı bu kadar zorlamasa mıydık? Evet ortada iki kitap var.

Aslında arka kapakta kitabın ne olduğunu gayet açık söylüyor. Ben sadece buna ihtimal vermemiştim. Adam Fawer'ın başka bir planı vardır diye elime almıştım kitabı. Bir dalgalanma, bir ışınım, bir şeyler olmalıydı. Yoktu. Paralel evren sembolleri, film negatifi bir dünya, ters yüz olmuş kelimeler veya semboller veya başka şeyler... Bu kitapta aradığımı bulamadım. Kalem Adam Fawer'ın kalemi değil gibi. Belki de anlatmak istediği de bu. Hangi Adam Fawer?..

Son sayfadan içerik paylaşacağım. İçerik paylaşım uyarısıdır. Kitabın sonundan; son cümlesinden alıntıdır.
" 'Oz Büyücüsü filmini bilir misin?'
Başıyla evetledi Seymour. Herkes bilirdi o filmi.Çok eskiydi.
'Şey... O filmdeki her şey oldu... Yani benim başıma geldi... Ben... Dorothy benim." (sayfa 381)
Bendeki kitap April Yayıncılık'tan Algan Sezgintüredi çevirisiyle Haziran 2016 tarihli ilk baskısı.

Kitap:
April Yayınclık
Kitapyurdu.com
İdefix.com
Babil.com

 

13 Eylül 2016 Salı

Mürdüm Sayı 1

0 yorum
Uzun zamandır edebiyata ayrılamayan zamanın telafisi için kitapçılarda geziniyorum. İşte o anların birinde gördüm Mürdüm'ü. Erik miydi, renk miydi? Hemen edindim. İncelemeye başladığımda fark ettim daha (Eylül) ilk sayısıymış ve işte o anda gördüm "rengin değil ara rengin peşinde."

Aylık şiir ve edebiyat. Şiir ve edebiyat fanzini... Şiir İşte benim için böyleydi kapağı.

Emeği geçenler sayfası geliyor ardından. (Hepsine teşekkürler.)

Ardından içindekiler geliyor. Zengin bir içindekiler sayfası bekliyor. Şaşırmayın.

Sadece gruplarını vereceğim.
Şiire ve dergiya dair yazılar
Şiirler
Türkçe Söylemeler
Ehliyetsizliği Yükseliği
Unutun Goethe'yi Rückert Okuyun
Zengin bir içerik, şiir temelinde; çok zor bir konu aslına bakarsanız.

Ardından bir tanışma yazısı geliyor. Mürdüm, rengin değil ara rengin peşinde. (Size de merhaba!)

Ali Haşim Şişman; Tanışarak Okumak, Okuyarak Tanışmak: İçiçelikle Bir Deneme ile karşımıza çıkıyor. Şiir tözde saklıdır. Öze hedefle okuyarak, tanışıyor, tanışarak okumaya devam ediyoruz.

Serhat Şenel sonraki sayfada Şiir, Şair ile bizi bekliyor. Şiiri ve şairi aktarıyor.

Murat Göktürk Bencileyin şiiri ile geliyor.

Ardından Ahmet Mahir Şair ile tek şair aforizmasıyla geliyor.

Fikret İklima Nedir? şiir yazısı ile geliyor. Şiiri anlatıyor.

Emir Doğan Neden mi şiir? şiiriyle takip ediyor.

Ali Haşim Şişman Ol-An şiiriyle geliyor.

Reyhan Korkmaz "yabancı yok cümlesi tanıdık" ile şiire başlıyor.

Murat Göktürk Saklambaç şiiri sayfada yerini alıyor.

Emir Doğan Adsız Kehreman şiiriyle Tezer Özlü'ye selam gönderiyor.

Serhat Şenel Davet şiiriyle geliyor.

Ahmet Mahir Sis Sesleri şiirini bize sunuyor.

Fikret İklima, Blanca Valera'nın a rose is a rose şiirini Türkçe söylüyor.

Murat Göktürk, Arjen Ari'nin bi tena serê xwe şiirini yalnız başına diyerek Türkçe söylüyor.

Ardından Fikret İklima Adrée Chedid'in L'Autre şiirini (Bir) Başkası olarak Türkçe söylüyor.

Mehmed Işık Ehliyetsizliğin Yükselişi denemesiyle geliyor; Mahmud Derviş'i anlatıyor.

Ardından Mahmud Derviş'in şiiri Bu Yolu Keseceğim Metin Fndıkçı Türkçe söyleyişiyle karşımızda.
Peşinden Nicola Saafin Türkçe söyleyişiyle Bu Yolu Katedeceğim şiiri geliyor.
Hemen ardından Arapça metni geliyor şiirin ve sonraki sayfada da Munis Akash ve Carlyn Forché İngilizce söyleyişi geliyor. Peşinden de Abdellatif Laâbi'den Fransızca söyleyişi geliyor.

Unutun Goethe'yi, Rückert Okuyun geliyor Christoph Meyer kaleminden, Mustafa Kuluoğlu çevirisiyle.

Ardından Rückert'ten Ich bin der Welt abhanden gekommen (Dünya yitirdi beni) şiiri geliyor, Mustafa Kuluroğlu Türkçe söyleyişiyle. Ardından Fransızca söyleyişi geliyor ve Fikret İklima da bu metinden Türkçe söylüyor.

Sonraki sayfada Şair'in Terekesi, Halit Asım'ı konu alıyor. Emir Doğan kaleminden okuyoruz.

Arka kapakta da Bab'Aziz filminden bir kesit bizi bekliyor.

Harika bir fanzin olmuş, ellerine sağlık, kelimelerine sağlık.

Tasarım Hasan Calp ve Seda Öztürk'ten.

Twitter
Facebook
Instagram
E-Posta

*Ben Mürdüm'ü Kadıköy Mephisto'dan temin ettim.

Elmas Çağı Ya Da Genç Bir Kadının Resimli Okuma Kitabı

0 yorum
Büyük umutlarla başladığım kitap. Zaten yoğunluktan, koşturmaktan kitap okumaya zaman kalmıyor. Okuduğumda da ikinci sayfada sızarken bana bir ilaç gibi gelecektir diye düşünüyordum. Unuttuğum şey kafanın da buna hazır olması, zihnin dinginliği.

Yazarla bu kitabıyla tanıştım. Anlatımının sezgiselliği işleri daha da sarpa sardı. Okurken zihnimi odaklayamıyordum. Ama kitabı da elimden bir türlü bırakamadım. En uzun sürede bitirdiğim kitap ünvanına sahip oldu. Hem sonunu beklerken hem de trajedinin boyutlarını anlamaya çalışırken bir yandan da kendimle uğraşırken kitap eridi gitti.

Neal Stephenson'ın dili çok ilginç. Bilim-kurgu kitabı ancak kimi zaman öyle bir boyuta giriyor ki "siz zaten bunu biliyorsunuz." diyor. Ancak beynim bilse de bilmese de isyan ediyor "ben bunu bilmiyorum" diye. Örneğin bir cihaz adı ortaya atıyor, onun varlığını tespit etmek, ne işe yaradığını falan hep tahayyüle bırakıyor. İşte zaten yorgun, dikkat eksikliği olan zihinde bunu başarmak çok zor oluyor.

Kitapta benim ilgimi çeken kitabın başlığı ve kitap içerisinde konu başlıkları oldu.

Resimli okuma kitabı, nanoteknoloji ile hazırlanmış bir kitap. Kitap bir çocuğu yetiştirmek üzerine oluşturulmuş bir kabileler devri kitabı. Kabileleri teknolojik düşünelim lütfen. Böylece olaylar ilerlemektedir.

Bendeki kitap 6:45 Yayınları'nan Sibel Hacıoğlu çevirisiyle Ekim 2012 tarihli ilk baskısı.

Kitap:
AltıKırkBeş
Kitapyurdu.com
İdefix.com

 
Copyright © Kitaplık
S.Y.