21 Ağustos 2013 Çarşamba

Tutunamayanlar

Oğuz Atay şaheseri! Matematiksel psikoloji analizi. Denklem şeklindeki bir kitap. Değişkenler tanımlanıyor. Dengeler içine sığamayan, tutunamayanların bir romanı!

Olaylar Selim Işık'ın ölümüyle -intiharıyla- başlıyor. Turgut Özben, Selim'in intiharına inanmakta güçlük çekiyor. O zamanlar daha Olric yok... Turgut'un tutunma mücadelesi de böyle başlıyor! Selim'i anlamak istiyor, Selimleşmek istiyor, Selimoloji üzerinde ihtisas yapmak istiyor!

Kitabı okuduktan sonra hayat algısında değişim hissedilecektir! Değişecektir, değişilecektir. Hayat denkleminin parametreleri inceleniyor, algılanıyor. Oğuz Atay bunu kendi üslubuyla yapıyor! Bir şaheser! Mutlaka her kütüphanede olması gereken bir kitap.

Oğuz Atay, eserinde çeşitli üsluplarla karşımıza çıkıyor. Bu da kitabı daha da güzelleştiriyor, özelleştiriyor. Kitabın 15. Bölüm'ü ise beni çok çok şaşırtmıştır. Hiç beklemiyordum. Bölüm sonuna kadar hiçbir noktalama işareti yok! Tek nefeste anlatmak başka nasıl ifade edilebilirdi ki?!

Her bir sayfada Selim Işık'a ve Turgut Özben'e bir adım daha yaklaşıyoruz. Kabuklarının içindeki dünya bambaşka bir dünya! Her karakter ayrı bir tahlile ihtiyaç duymaktadır! Oğuz Atay'ın yazdıkları kadar yazmadıkları da çok şey anlatıyor!!!

Bambaşka bir algılama şekli, zihnin koordinatlarında kayboluş, denklemde yer almayan, kendinin yer almadığını düşünen, değişkenlerin hayatı. Değişkenlerin varlığı.

"Garip Yaratıklar Ansiklopedisinden:
Tutunamayan (Disconnectus erectus): Beceriksiz ve korkak bir hayvandır. İnsan boyunda olanları bile vardır. İlk bakışta, dış görünüşüyle, insana benzer. Yalnız pençeleri ve özellikle tırnakları çok zayıftır. Dik arazide, yokuş yukarı hiç tutunamaz. Yokuş aşağı, kayarak iner. (Bu arada sık sık düşer.) Tüyleri yok denecek kadar azdır. Gözleri çok büyük olmakla birlikte, görme duyusu zayıftır. Bu nedenle tehlikeyi uzaktan göremez. "(sayfa 146) (Disconnectus erectus'un tanımı sayfa 151'de bitmektedir.)
Sayfalarca not çıkardım bu kitaptan. Hatta, hala eksik kısımları bile var notların!

"Süleyman Kargı'nın evinden çıkarken Turgut'un başı ağrıyordu. Hava kararmıştı. Ilık bir akşamdı. Kaldırımın ortasında durdu; bir sigara yaktı. İnsanlar, Selim Işık'ın başına gelenlerden habersiz, aceleyle birtakım yerlere gidiyorlardı: birtakım insanlar, birtakım yerlere. Bir adam yaklaştı: "Ateşinizi müsaade eder misiniz?" Etmem. Siz, Selim'den bahsetmeme müsaade eder misiniz? Etmezsiniz. Gördünüz mü? Adam, kamburunu çıkararak eğildi, sigarasını yaktı; sağol anlamında elini başına götürdü, uzaklaştı. Hemen kaçtınız, değil mi? Kaçın bakalım. Sigara hukuku. İnsan kaldırımın ortasında kararsız durursa, ya ateş isterler ya da adres sorarlar. Başka bir şey sormazlar. Sigarayı attı. Yardımı kesiyorum. Adımlarını hızlandırdı. Beni de bir yere sıkıştırıverseydin şarkıların içinde. Saçmalama! Turgut'u çok severdim. Benim olsaydı derdim! Senin kaderin, ortaokul manzumelerinde kalmak. Küçüktüm ufacıktım, gerçeklere acıktım. Efendim? Gerçekler mideme oturdu." (sayfa 245)
Hayat denkleminde insan değişkeninin tanımlanması...

"Nermin'in vücudu, yorganın kıvrımları arasında, kaybolmuştu; yalnız saçları görünüyordu. Yorgan hafifçe inip kalkmasa, yatakta canlı bir varlık olduğunu anlamak zordu. Belki de gerçekten yoktur, yanımda yatan, bir saç demetinden ibarettir. Yorganın altından elini uzatarak karısının tenine dokundu. Yazık; insanlar düşüncelerimize uygun biçimleri almıyor. Karısına sırtını döndü, kolunu yataktan aşağı sarkıttı. Hayat, düşünceleri tutan bir hapishanedir. İnsan, can sıkıcı bir saç demetidir, ben de akılsız bir robotum. Uyuyakaldı." (Nermin; Turgut'un eşi.) (sayfa 32)
Daha nice mutlaka okunması gereken satır var!..

Bendeki kitap İletişim Yayınları'ndan 2008 tarihli 42. baskısı.

İletişim Yayınları
Kitapyurdu.com
İdefix.com

0 yorum:

Yorum Gönder

 
Copyright © Kitaplık
S.Y.