20 Şubat 2014 Perşembe

Beyaz Diş


Jack London eseri. Bir köpek, kurt kırması yavrunun maceralarını anlatıyor. Anlatmakla kalmıyor, yaşatıyor. Bu kadar göze aşina ancak bir o kadar da yabancı bir kahramanla karşı karşıyayız. Rüyalara işleyecek kadar derin bir eser.

Beyaz Diş, Kiche adlı dişi köpek ile, Tek Göz adlı kurdun yavrusudur. Kiche, evcilleştirilmiş ancak sonradan insanlardan kaçmış bir köpektir. Ancak bir gün Beyaz Diş, dünyayı yeni yeni tanıyan o yavru haliyle yuvasının yakınındaki nehre su içmeye gider. İşte ilk olarak burada insanla tanışır. Daha sonra annesinin de nehrin kenarına gelmesiyle Kiche onları tanır ve Beyaz Diş'in insanlar arasındaki macerası bu şekilde başlar. Kızılderili sahibi onu döverek terbiye eder. Böylece Beyaz Diş ile sahibi arasında korkuyla örülmüş bir bağ oluşur. Diğer yandam kabilenin diğer köpekleri de Beyaz Diş'i hırpalar. Beyaz Diş'in mizacı bu iki etmen arasında gelişir.

Beyaz Diş'in son sahibine kadar başından geçen her deneyimin, yıllar sonra hala aynı şekilde kaldığını görmek daha da tuhaf bir durum.

Beyaz Diş'in insana bakışı da çok ilgin. Başta insan hayvan olarak nitelerken daha sonra tanrı olarak nitelemeye başlıyor. İnsanın bu tanrısallığının ellerini ve çevreyi kullanabilmesinden ileri geldiğini düşünüyor.
Eğer yavru, insanlar gibi düşünseydi, hayatı tükenmek bilmeyen bir yemek isteği, dünyayı ise içinde yiyecek yığınlarının sıralandığı bir yer olarak özetlerdi. (sayfa 26)
Diğer yandan Jack London, döneminde Kızılderililerin yeri açışından da ırkçı sayılabilecek bir eser ortaya koyuyor.
Beyaz Diş ilk beyaz adamı Fort Yukon'da gördü. Tanıdığı Kızılderililerle karşılaştırınca başka bir ırktan, yüksek tanrılar ırkından olduğunu düşündü. (sayfa 80)
Bendeki kitap Kumsaati Yayınları'ndan Kerim Çetinoğlu çevirisiyle 2010 baskısıdır. Kumsaati Yayınları'nda alışık olduğumuz baskı veya yazın hataları mevcut. Ancak Beyaz Diş'in hayatı o kadar çok içine çekiyor ki bu hatalar görünmüyor.



0 yorum:

Yorum Gönderme

 
Copyright © Kitaplık
S.Y.