24 Temmuz 2026 Cuma

ZAMANI DURDURMA YOLLARI

0 yorum

Bir başka Matt Haig kitabı. Kapak tasarımına şimdi tekrar bakıyorum da kum saati içerisindeki gül bir zamanın sevgiden oluştuğuna bir selam olarak kitap sonrasında karşımıza çıkıyor. İlk bakışta çok bir şey ifade etmiyor. 

Arka kapak başında sorulan soruya kendim için cevap bulmaya çalıştım. Tek yaşam yeterli sanki. İlkinde yaptığın hataları ikincisinde yapmazsın değil mi? Sonra da düşündüm Gece Yarısı Kütüphanesi'ndeki olasılıklar ve hata gibi gözüken hata olmayanlar. Kaç ömür gerekir yaşamayı öğrenmek için? Aslında hiç gibi duruyor şimdi bakınca da. Doğduğumuz andan itibaren içgüdüsel olarak yaşıyoruz.

Matt Haig bu kitabında ben anlatım ile yola çıkmış. Önceki kitaplarında o anlatım ile okumuştuk. 

Tom Hazard 41 yaşında sıradan bir tarih öğretmeni gibi karşımıza çıkıyor. Ta ki onu birileri bir fotoğrafta gördüğünü anımsayıncaya kadar.

Matt Haig mevcut yaşamımızdaki olumsuzluklara, kaygılara karşı farklı dünyalardan -tüm kitaplarını düşünerek- kesitler alarak bizlere sunuyor. Yeni bir evren yaratmıyor. Evrenler orada zaten var. O evrenden bir kesit alıyor bizlere aktarıyor. Haliyle o evrenlerin çarklarının nasıl döndüğünü düşünmek okuyucuya kalıyor. Bir tür oyun gibi hissettirdi bu bana. 

Bu evreninde de Dünyalı (The Man From Earth) filmine bir göndermesini bekledim açıkçası. Tabi ki Tom en başından beri yoktu ama çokça zaman vardı. Tanışmış olamazlar mı? 

Karakterimizi okurken yıllar, bir ileri bir geri ilerleyen örgüyle karşımıza çıkıyor. Karakterimizi geçmişi ve şimdisiyle tanıyoruz. Sonunda da bizlere biraz umut biraz hüzün biraz da durgunluk bırakıyor. Evrenleri yeniden kurmay çalışmıyor. Kesitten aldıklarımı konuşuyoruz. Dinamiklerin tamamını bilmiyoruz tıpkı yaşamayı öğrenmeye çalışmak gibi. 

Tom'un aklında bu kadar çok anı nasıl birikebiliyor? En çok merak ettiğim konu bu. Bu kadar çok anıyı nasıl geri çağırabiliyor? Ben ki bu bloga başladığım ilk kitapları daha iyi hatırlarken yakında okuduğum kitapları daha çabuk unutur hale gelmişken Tom kimliğini nasıl unutmuyor? Hep eskiye gitmek istemez mi? 

Ama! İnsan derler; en sevdiğini kişiyi yitirdikten sonra yavaş yavaş sesini, görüntüsünü ve kokusunu unutur. Unutmadan yaşamak mümkün mü?

Kitap günümüzde başlıyor. Daha sonrasında Londra'ya 1623'e dönüyoruz ve Rose ile tanışıyor. Olaylarımız gelişmeye başlıyor. Devran dönerken insanlar gidiyor. Devrana eşlik edecek insan çıkınca acılar başlıyor. 

"Modernizm kükreyerek ilerlese bile geçmiş kalır ve yankılanmaya devam eder." (sayfa 41)

Eskiler hep nostaljik bir acıyla, gül dikeni misali sızlatacak. Haliyle "eski"lere eski diyen yeniler de eskiyecek. Eskidiğini farketmeden.

"Geçmişle yapabileceğimiz tek şey, onu sırtamızda taşımak ve ağırlığının git gide arttığını hissederken altında kalıp ezilmemek için dua etmek."(sayfa 61) 

Ama bir an gelecek geçmiş elimizde biriktirdiğimiz en kıymetlimiz olmuş olacak. 

"Benim adım... Tom Hazard. Bu isim bile o kadar çok şey ihtiva ediyor ki. Beni bu isimle çağıran herkesi içeriyor. Annemi, Rose'u, Hendrich'i, Marion'ı. Ama bir çapa değil. Çünkü çapa sizi bir yere sabitler. Bense hala sabitlenmiş değilim."(sayfa 104) 

Peki bir insan kaç kişi olabilir?

"Hayatımda bir çok farklı kişiliğe, bir çok farklı role büründüm. Bir kişi değilim. Tek bedene toplanmış kalabalığım." (sayfa 104) 

Kişiler ve kişiler ve kişilikler kendisini nasıl ifade eder?

"Başkalarından alıntı yapmamın sebebi, kendimi daha iyi ifade edebilmektir."(sayfa 215)

Kişi kendisini kendi cümlelerinden gayrı nasıl daha iyi ifade eder? Şairler bu yüzden varlar. Hepimize duygular öğretilmedi, her duyguyu da her insan yaşamadı. Diğer taraftan da başkalarının lafı bu senin değil, alıntılıyorsun, kendin kurmuyorsun. Ee şimdi de hangi kendim?..

"Sevdiklerimiz asla ölmez." (sayfa 285)

Bendeki kitap Domingo Yayınevin'den Kıvanç Güney çevirisiyle Aralık 2024 tarihli yirmi ikinci baskısı. İlk baskısını Ekim 2018'de gerçekleştirmiş. 

Kitap:

Domingo Yayınevi 


23 Temmuz 2026 Perşembe

RADLEY AİLESİ

0 yorum

 Matt Haig'in okuduğum üçüncü kitabı. Bu kitaba başlangıcım da acaba Haig bir polisiye, bir dedektiflik hikayesi mi bizlere sunuyor diyeydi.

Öyle değil. Radley Ailesi tuhaf bir aile. Baba, Anne, Kız Çocuk ve Erkek Çocuk. Bir amca var deli oğlan. Tuhaf ailenin tuhaf ilişkileri arasına giriyoruz. İnsanların arasında varlıklarını sürdüren yaşamlarını idame ettirmeye çalışırken dikkat çekmemeye çalışan ailede işler bir anda değişiyor.

Aile içindeki gizli gerçekler gün yüzüne çıkıyor.

Çocuğunuza söylemediğiniz bir gerçek var mı? Kişiliği ile ilgili derin değişikliklere sebep olabilecek bir gerçek nasıl söylenebilir? Söylendiğinde kişilik değişir mi?

Kişiliklerle ilgili ailenin vermeye çalıştığının tam tersine kötü gözüken huylar yavaş yavaş ortaya çıkarsa anne baba nasıl tepki vermeli? 

Gerçekler gün yüzüne çıkarsa ne olur?

"Sanki büyümek böyle bir şeymiş. Hangi sırların saklanması gerektiğini anlayabilmekmiş. 

Bir de sevdiklerinizi hangi yalanların kurtaracağı." (sayfa 332)

Yalanlar ve gizli gerçekler temelinde bir aile nasıl ayakta kalabilir? Aileyi aile yapan genel kavramlardan ziyade burada Radley Ailesi'ni aile yapan özellikleri okumak gerekiyor. 

Kitabın sonralarına doğru mitolojiye ve Şekspir'e bir selam ile kitap bitiyor. Hayatın içinden çektiği fotoğrafları farklı anlatılar üzerinde bizlere sunuyor Matt Haig. İnsanların aile kavramı üzerine olan bu kitap ilk baskısını Ekim 2025'te gerçekleştirmiş. Bendeki baskısı Aralık 2025 tarihli beşinci baskısı. Kıvanç Güney çevirisiyle okudum.

Kitap:

Domingo Yayınevi

 

 
Copyright © Kitaplık
S.Y.