30 Eylül 2013 Pazartesi

Sherlock Holmes Gerçekler Kanıt İster

1 yorum

Martı Yayınları Sherlock Holmes serisinin dördüncü kitabı.

1. Kitap: Akıl Oyunlarının Gölgesinde
2. Kitap: Suç Detayda Saklıdır
3. Kitap: Şüphe Asla Uyumaz
5. Kitap: Aklın Şüphesi Suçun Gerçeğidir

Sherlock Holmes, bu seride gerçekler için kanıtlar arıyor! Yine dönemine alıp götüren bir şaheser! Bambaşka bir tat Sherlock Holmes. Son bir kitabının kalmış olması insanın içini burksa da Sherlock Holmes hep okunacak bir şaheserdir. Bu kitapta Dr. Watson'ın bir de önsözü bulunmaktadır.  Bu kitaptaki öyküler şöyle:
İkinci Lekenin Esrarı
Wisteria Köşkü
Karton Kutu
Kızıl Çember
Bruce Partington Planları
Kara Dedektif Ölüm Döşeğinde
Leydi Frances Carfax'ın Kayboluşu
Şeytan Ayağı
Perde Kapanıyor-Sherlock Holmes'dan Son Bir Söz
İkinci Lekenin Esrarı'nda devlet için çok büyük önem arz eden bir mektup kaybolmuştur. Bulmak görevi Sherlock Holmes'ündür.

Wisteria Köşkü'nde yaşayan tuhaf bir adam olan Bay Garcia, Scott Eccles ile ahbap olur ve onu evine davet eder. Ertesi gün Scott Eccles evde kimseyi bulamaz. Bu garip olay üzerine Sherlock Holmes'ten yardım istemek için Baker Sokağı'na gelir. Orada da Bay Garcia'nın öldüğü haberini alır. Bu sorunu çözecek olan Sherlock Holmes'tür.

Karton Kutu içinde Bayan Cushing'e kesilmiş iki insan kulağı gelmiştir. Bu kulakların ardındaki gerçeği Sherlock Holmes çözecek Dr. John Watson yazacaktır.

Kızıl Çember'de Bayan Warren'ın garip kiracısını tanımak için Sherlock Holmes'ten yardım istemesi konu edilmiş. Bu garip kiracı olayının ardındaki gerçekleri ortaya çıkarmak Sherlock Holmes'e kalmıştır!

Bruce Partington Planları olmaması gereken bir yerde -demiryolunda ölü bir adamın üzerinde- bulunmuştur. Ancak bu planlar eksiktir ve bu ölen adamın bir casus olduğu düşünülmektedir. Sherlock'un kardeşi Mycroft doğrudan Sherlock'tan bu kayıp planlar için yardım ister!

Kara Dedektif Ölüm Döşeğindedir. Bayan Hudson'un haber vermesiyle durumu öğrenen Dr. Watson hemen arkadaşının yanına gelir! Sherlock Holmes, zekasıyla okurları kendine hayran bırakacaktır.

Leydi Frances Carfax'ın Kayboluşu üzerine Sherlock Holmes'ten yardım istenir. Sherlock Holmes bu gizemin peşindedir.

Şeytan Ayağı'nda Holmes ile Watson tatildedir. Ancak tuhaf olaylar bu ikilinin yakasını bırakmamaktadır. Kaldıkları bölgedeki kilisenin papazının kiracısı kız kardeşinin tuhaf ölümünü ve erkek kardeşlerinin akıl sağlığını kaybettiğini haber alır. Bu tuhaf ölümün ardındaki gizemi Sherlock Holmes açığa çıkaracaktır!

Perde Kapanıyor'da bir Alman casusu olan Von Bork,  İngiltere Donanması'na ait şifreleri Altamont adında İrlanda asıllı bir Amerikalı'dan alacaktır. Bu işten sonra ülkeden ayrılacak olan Vor Bork'un planları istediği gibi gitmeyecektir!

Bendeki kitap Martı Yayınları'ndan Cumhur Mısırlıoğlu çevirisiyle Mart 2013 tarihli baskıdır.

Martı Yayınları
Kitapyurdu.com
İdefix.com

26 Eylül 2013 Perşembe

Cehennem

0 yorum
Dan Brown'ın yeni eseri! Çıkış tarihi merakla bekleniyordu! Kitabı, Kitap Okumak İster Misin? ailesi ile birlikte okudum. Sosyal sorumluluk projesi olarak çıktıkları yolda çok hızlı büyüdüklerine ve daha da güçleneceklerine inanıyorum! Kitap üzerinde hiç kalem kullanmamak düşüncesindeydim. Ancak şu sözleri:
"Kitap kıymetli ancak daha kıymetlisi ''İz'' bırakılmış kitaptır."
kitap aşıkları için çok şey anlatmaktadır!

Ben yine kıyamadım fazla. Postitlerimle bol bol bıraktım izlerimi. Kendilerine çok teşekkür ediyor, başarılarının devamını diliyorum!  Bu arkadaşlarla mutlaka tanışmalısınız!

Kitaba gelelim. Eserde heyecan ve hareket daha ilk sayfalarda başlıyor! Soluksuz macera İstanbul'da sonlanıyor. Dinlenmek için fırsatı ancak bölüm sonlarında bulabileceğiniz; sürükleyici ve de akıcı bir eser! Robert Langdon ile birlikte neredeyse nefes almadan kendinizi bir maceranın ortasında bulacaksınız. Kitabın girişinde; "Bu romanda bahsi geçen tüm sana ve edebiyat eserleri ile bilim ve tarih gerçektir." ibaresi kitabı okurken yakınınızda internet erişimi bulundurmanızı da öğütlemektedir. Kitabı okurken bahsedilen eserleri görmek ayrıca güzellik katmaktadır. Belirtmeden geçemem; bu gerçeklik konusunda çeşitli kaynaklarda inceleme yazıları mevcuttur.

Robert Langdon'ın bir hastane odasında gözlerini açmasıyla macera başlıyor. Langdon oraya nasıl geldiğini ve başından neler geçtiğini hatırlamamaktadır. Kendini yeni yeni toparlamaya başlamışken birden bire odasına silahlı bir kişi girer doktorlardan birini öldürür, diğer doktor Sienna Brooks Langdon'ı odadan kaçırır. Olayların üzerinden sis örtüsü kalktıkça daha da şaşırtacak gerçeklerle karşı karşıya kalınacak! Olayların düğümü İstanbul'da çözülecek. İstanbul macerası kitabın 84. bölümünden (sayfa 467) itibaren başlıyor.

Dan Brown kurgusal olarak eldeki soruları sayfalar ilerledikçe cevapladığından, kitabın tadını tuzunu kaçırmak istemem. Dan Brown bu eserinde nüfus sayısı üzerine tartışması ve olayın düğümünün İstanbul'da çözülmesi de ayrıca dikkat çekici noktadır. Nüfus yoğunluğu üzerine geliştirdiği tartışma üzerine de düşünmek gerekliliği aşikar. Dante'nin Cehennem'i ya dünya üzerinde ise ve bu Cehennem'i insan türü bir virüs gibi davranarak kendi kendine oluşturuyorsa?

Kitabın sonunun,  maceranın tümüne göre zayıf kaldığını hissettim. Daha çarpıcı bir son bekliyordum.
"Hiçbir şey amacı olan bir dehadan daha yaratıcı... daha yıkıcı değildir."(sayfa 205)
 Kitap Altın Kitaplar'dan Mayıs 2013'te Petek Demir ve İpek Demir'in birlikte çevirisiyle ilk baskısını yaptı. Bendeki kitap Temmuz 2013 tarihli 4. baskısı.
Altın Kitaplar
Kitapokumakistermisin.com
Kitapyurdu.com
İdefix.com


18 Eylül 2013 Çarşamba

Sherlock Holmes Şüphe Asla Uyumaz

2 yorum

Sherlock Holmes serisinin Martı Yayınları'ndan üçüncü kitabı!

1. Kitap:  Akıl Oyunlarının Gölgesinde
2. Kitap:  Suç Detayda Saklıdır
4. Kitap:  Gerçekler Kanıt İster
5. Kitap:  Aklın Şüphesi Suçun Gerçeğidir
Sherlock Holmes öyküleri her zamanki güzelliğini sonuna kadar taşımaktadır! Profesör Moriarty, Sherlock Holmes karşılaşmasından sonra gelen öyküde Sherlock Holmes'ü yeniden gören Dr. Watson'ın heyecanını -Sherlock'un geri geleceğini bildiğim halde- paylaştım!

Bu kitaptaki öyküler şu şekilde.
Boş Ev
Nordwoodlu İnşaatçı
Dans Eden Adamlar
Bisikletli Takip
Priory Okulu Vakası
Kara Peter Vakası
Charles Augustus Milveron Vakası
Altı Napolyon'un Esrarı
Üç Öğrenci
Altın Gözlüğün Esrarı
Kayıp Futbolcu
Abey Çiftliği Vakası
Boş Ev'de Profesör Moriarty olayının perde arkasını öğreniyoruz. Devamında Moriarty Kulübü'nden bazı insanların hala Sherlock Holmes'ün peşinde olduğunu öğreniyoruz ve Sherlock'un, onlarla mücadelesini Boş Ev'de sonlandırışına tanık oluyoruz.

Nordwoodlu İnşaatçı'nın evinin yanında yangın çıkar ve inşaatçıya ait olduğu düşünülen kemikler bulunur. İnşaatçı kayıptır. Olaylar yaşanmadan hemen önce avukat olan John Hector McFarlane'e vasiyetini hazırlatır ve bu sırada Farlane, inşaatçının servetinin varisi olduğunu öğrenir. Bir kaç eksik belge için inşaatçının evine gider ve gece oradan ayrılır. Ertesi sabah inşaatçının başına gelenleri öğrenir ve Sherlock Holmes'ten yardım ister.

Bir adam evinin duvarında Dans Eden Adamlar'ın çizildiğini görür. Bir kaç defa bu olay tekrarlanınca Sherlock Holmes'ten yardım ister. Bu gizemli olayın arkasına Sherlock Holmes'ün büyüteciyle bakıyoruz!

Müzik öğretmeni olarak çalıştığı evden -kendi evine dönmek için- istasyona giderken Bisikletli Takip'e maruz kaldığını farkeden Bayan Violet Smith Sherlock Holmes'e danışır. Sherlock Holmes'le birlikte amansız bir takibe katılıyoruz.

Ülkenin ileri gelenlerinden Holdernesse Dükü'nün oğlu Lord Saltire yatılı okuduğu Priory Okulu'nda kaybolmuştur. Sherlock Holmes ilginç aile bağları arasında Lord Saltire'in peşindedir.

Kara Peter Vakası'nda eski denizci Kara Peter'in ölümünü aydınlatma görevini Sherlock Holmes -Stanley Hopkins'in yardım istemesi üzerine- üstlenmiştir. Kara Peter'in ölümüne kimse üzülmese de ölüm sebebi ve şekli çok tuhaftır.

Charles Augustus Milveron hayatını insanlara şantaj yaparak kazanan bir adamdır. Resmi olarak kimse şikayet edemediği için geçim kaynağı kendini korumaktadır. Sherlock Holmes bir müvekkili için bu adamla iş yapmak zorundadır.

Altı Napolyon'un Esrarı'nda Napolyon büstlerini çalan ve onları kıran bir kişinin gizemi anlatılmaktadır. Sherlock Holmes bu esrarın peşindedir!

Üç Öğrenci'de çalınan sınav kağıdı anlatılmaktadır. Bu sınav kağıdı, yüklü bir miktar burs sınavının kağıdır. Sınavdan sorumlu Bay Hilton Soames Sherlock Holmes'ten yardım ister.

Altın Gözlüğün Esrarı'nda Profesör Coram'ın asistanının ölümü ve yanında bulunan altın gözlüğün ölümle alakası araştırılmaktadır. Sherlock Holmes esrarın peşindedir!

Kayıp Futbolcu'sunun bulunması için Bay Overton Sherlock Holmes'ten yardım ister.

Abbey Çiftliği Vakası'nda evin beyfendisi öldürülmüştür! Evin hanımefendisi öldürenlerin üç kişilik bir hırsız çetesi olduğunu söyler ve sadece odadaki gümüşler bulunmuştur. Sherlock Holmes'ün şüphesi asla uyumamıştır ve gerçeğin peşindedir!

Bendeki kitap Martı Yayınları'ndan Cumhur Mısırlıoğlu çevirisyle Şubat 2013 baskısı.

Martı Yayınları
Kitapyurdu.com
İdefix.com

9 Eylül 2013 Pazartesi

Bir Psikiyatristin Gizli Defteri

0 yorum

Gary Small ve eşi Gigi Vorgan'ın eseri. Kitap bir başvuru kitabı değil. Gerçek olayların romansal kurgusuyla yazılmış çok ilginç bir eser. Bazı vakalar, psikolojiye ilgisi olan insanların bildiği türden ama bazılarıysa çok ilginç. Olayları anlatırken Gary Small kendi öyküsünü de anlatıyor. Kronolojik sıra takip etmesi de daha da güzel olmuş. Bununla birlikte Gary Small'ın gelişimi de rahatlıkla seziliyor. 


Kitapta 15 vaka bulunuyor ki onlar da şu şekilde.
1.   Seksi bakış
2.   Kafa üstü duran çıplak kız
3.   Elimi tut lütfen
4.   Bayılan kız öğrenciler
5.   Bebek aşkı
6.   Sessizliğin tedavisi
7.   Küçülen penis
8.   Delicesine endişeli
9.   Gözleri tamamen kapalı
10. Beyin sisi
11. Rüyalardaki düğün
12. Işıklar sönerken
13. Bitimsiz alışveriş
14. Aile bağları
15. Sahtekâr psikiyatrist
Her bir öykü bir polisiye gibi. Eldeki veriler sunuluyor ve sonunda sorun teşkil eden nokta bulunuyor! Bu polisiye tarzı sunum ayrıca güzel olmuş! Dr. Small zaman zaman kendileri bakışı da yansıtıyor.
"Heather'ın kolunun neredeyse gözle ayırt edilemeyecek kadar yavaş bir biçimde aşağı inişini izledim.
Hayal mi görüyordum acaba? Söylesem kafadan çatlak oluğumu mu düşünürlerdi?"
"Bense dondurmamı yiyerek kalabalığı seyrederken, az önceki soruları düşündüm. İki gerçeklik de eşit derece sahici geliyorsa insan hangisine inanacağını nereden bilir? İster psikotik olsun ister bunamış isterse de sadece bellek problemi yaşıyor olsun, hastalarımın çoğu benzeri sorunlarla mücadele ediyordu."
Hayatla iç içe geçmiş polisiye tadında bir kitap! Kitabın sonu beni ayrıca çok etkilemiştir! Son hikayenin nasıl olacağını zaten düşünüyordum ama okuduktan sonra bu kadar etkili bir vaka olacağını sanmıyordum!

Okumaktan zevk duyulacak bir kitap. Romansı tadı ve kitabın sezdirdikleri çok güzel.

Bendeki kitap NTV Yayınları'ndan Duygu Akın çevirisiyle Temmuz 2013 tarihli 7. baskısı.

Kitap:
NTV Yayınları
Kitapyurdu.com
İdefix.com


5 Eylül 2013 Perşembe

Alfabe Fanzin Sayı 3

0 yorum

Muhteviyatı bolca olan bir sayı! Sonbaharın bu ilk günlerinde, çayınıza/kahvenize eşlik eden çok güzel bir sayı. Ben okurken bir yandan da Blues dinliyordum. Bir mevsim bu kadar mı güzel olabilir? Diğer taraftan, her sayfayı çevirişte başka bir dünyanın kapısına ulaşılıyor. Başlıkla kapının kolu çevriliyor ve bir başka yol daha sizi kendi dünyasına götürüyor. 

Ön kapak, Alvaro Tapia Hidalgo'dan ve arka kapak da Safwat Saleem'den.

Ömer Kaçar Sunuş'ta dergi muhteviyatından şöyle bahsediyor:
İlk sayfada Canset Er’in bir öyküsü var: “Dediler Ki:” Bu öyküsünde yazar, “Ölüm acıydı ama Nermin Teyze için huzurdu. Ne de olsa beklenen gelmiş, bekleyiş bitmişti,” diyerek ölmeyi bekleyen yaşlı bir kadının içinde kopan fırtınaları etkili bir dille anlatıyor. “Rostam’ın Ağacı” adlı öyküsüyle Umut Tugay Temel, “Dolunay, Şiraz Ovası’nın üzerinde tüm egemenliğini ilan etmiş, bir Pers im¬paratoru edasıyla gecenin tahtına oturmuş, karanlığı bir küfür gibi arsızca yarıyordu,” diyerek Rostam’ın Şiraz Ovası civarlarında yaşadığı çarpıcı bir olayı okuyucusuyla buluşturuyor. Yeni kalemlerden Fırat Akova, “Av Dokunuşu” adlı öyküsünde “Dokunuşların doğuruyor seni bana,” diye başlayarak, aslında dile getirmeye hiç cesaret edemediğimiz bir konuyu –cinselliği– av ile avcı benzetmeleriyle konu ediyor. Fanzinin sürekli yazan kalemlerinden Merve Tursun da “Oğlum Müfit…” adlı öyküsüyle “Sizin uğrak olmayan gölgelerinizde serinlerdim. İsmim Müfit,” diyerek okuyucunun kafasında gizemli bir dünya yaratmayı başarıyor. Önceki sayıda “Apo’nun Kanlı Elleri Kanıyordu” adlı öyküsünü yarım bırakan, devamını bu sayıda bizlerle paylaşan Faruk Demirbilek ise merakla beklenen sonu açığa vuruyor. “Hayatımda belki de ilk kez ne için olduğunu bilerek ama elimde olmadan ağlamıştım,” diyor yazar. Yeni yazarlardan Birce Altın da “Oluruna…” adlı minimal öyküsüyle ‘ıslık çalan’ bir bank arkadaşıyla derin bir diyalog içinde buluyor kendini ve fanzinin orta sayfalarındaki yerini alıyor. Hilal Yıldırım, kendi iç çekişmelerine yer verdiği, “Yara Kabukları” adlı öyküyü bizlerle paylaşıyor. Samet Yangın, “Memur” adlı öyküsünde monoton bir yaşam sürecini bir memurun üzerinden anlatıyor. Bu sayıda yeni öyküsüyle fanzine katkı sunan yazarlardan Eyüp Tekin de “Vicdanın Nefesi” adlı öyküsünde bir adam ile bir kadın arasındaki vicdan muhasebesini konu ediyor. Yazdığı anılarından birini paylaşan Nesrin Er, “Bilinmeyen ve Uzak” adlı yazısıyla akıllarda yer edici yaşanmış bir olayı anlatıyor.
Şiirlerden ilkin Ömer Kaçar, “Vesaireler” adlı şiir denemesiyle karşımıza çıkıyor. Farklı bir yazım biçimiyle yaşamın anlamı sorgulanıyor bu şiirde. Sena Türkmen “Çıkmaz” ve Burak Çıkırıkçı “İki Ölüm Haberi Üzerine Gelen Bahar” adlı şiirleriyle, şiirdeki imgelemde yeni alanlar oluşturuyor.
Emre Gürkan Kanmaz, “Her şeyi sahici sanmak, belki ölmek için iyi bir nedendir!” diye başlıyor yazdığı denemeye. Hemen ardından “Günümüzde Tragedya Yazılabilir Mi?” adlı tiyatro yazısıyla günümüz ve tragedya yapıtları arasındaki ilişki irdeleniyor. Yine bir kitap ve film tanıtımı var. Hilal Yıldırım, “Kuytumda” adlı şiir kitabının tanıtımını yapıyor. Her sayıda oluşturulan Mantar Pano’nun ardından Alfabe’nin dolu dolu üçüncü sayısı sona eriyor.
 Yine çok güzel bir sayı olmuş ve böylece bir sonraki sayı için bekleyiş başlıyor!

E-Posta:       alfabefanzin@gmail.com

3 Eylül 2013 Salı

Hazan Bülbülü

0 yorum

Hüseyin Rahmi Gürpınar'dan dönemin sahne oyunlarına tepki olarak yazılmış bir eser. Kitabın Başlangıç bölümü 14 Ocak 1913 tarihli olup döneminin tiyatrosuna tepkisini ortaya koymaktadır. Bununla birlikte kendi oyununu da mükemmel olacak iddiasıyla yazmadığını belirtmiştir. Ayrıca roman gibi okunması önceliğini kabul ettiğini yine bu bölümde belirtmiştir.

Hüseyin Rahmi Gürpınar yıllar yıllar sonra, bizleri, kendi dönemine götürüyor. Bir aşk üçgeni içinde olaylar ilerlerken siz de kendinizi bir an o dönemdeymiş gibi hissediyorsunuz. Hüseyin Rahmi Gürpınar, eserinde aşk ve onu yaşamak üzerine tartışıyor. Okurken eğlendiren, içine çeken bir eser.

Refi Efendi, yaşlı ve zengin bir adamdır. İhtiyarlığa çarenin genç bir kadınla evlenmek olacağını düşünür. Hizmetçileri Ayşe Kadın, Selime ve Anika da onun eşi olmak gayesindedir ki Refi Efendi öldükten sonra maaşları olsun. Ayşe Kadın, Selime ve Anika evin hizmetçileridir.

Refi Efendi'ye bir gün kılavuz bir kadın gelir ve Refi Efendi'nin gençlik aşkına -Nezihe adında bir kişi- benzeyen genç bir kadının fotoğrafını -Şahende Hanım- gösterir. Ancak Şahende Hanım Refi Efendi evlenmek istemeyişi dayısı Akif Efendi ile dayının eşi Nedime Hanım'a bir türlü kabul ettiremez. Nedime Hanım bir şekilde Şahende Hanım ile Refi Efendi'yi evlendirir. Böyle Şahende Hanım sevgilis Nuri Bey'den ayrılmış olur. Evlilik sonrası Refi Efendi'nin ilk eşinden kızı olan Naime Hanım ile, kızının eşi İhsan Bey, taşradan dönerler. Naime Hanım, üvey annesinden büyüktür! İhsan Efendi çok geçmez Şahende Hanım'a aşık olur ve olaylar çetrefil bir duruma gelir.
İHSAN BEY, kulisten başını çıkararak kendi kendine - İhtiyar ne dedi? Ne dedi? 'Benim gibi bir kocanız olmasından dolayı elbette siz de gururlanırsınız' mı dedi? Aman dinleyeyim bakayım. Yetmişlik bir sevdalının sevgilisine ne diller döktüğünü işitmek elbette pek ibretli bir şey olur... Öt bakalım hazan bülbülü... Öt de etrafta mevsimsiz güller açılsın. (sayfa 84)
Bendeki kitap Atlas Kitabevi'nden 1968 tarihli 2. baskısı! Bu da kitabı ayrıca özel kılıyor ya. Yapraklarının kokusu kitabı açar açmaz sizi karşılıyor!


 
Copyright © Kitaplık
S.Y.