20 Mayıs 2011 Cuma

Bin Dokuz Yüz Seksen Dört

Bir distopya. "Distopya" kelimesini de bu kitapla öğrendim ya! Teleekranlar arasında geçen bir ömür Winston Smith'inki.Kitabı okumaya başlayınca aklıma Köy (The Village) filmi geldi. Dış dünyadan habersizlik. Korku unsurları... Derinlemesine araştırmadım aralarında bağlantı var mı diye...Ancak bildiğim bir şey var ki George Orwell'ın bu kitabının film uyarlaması mevcut. Ninteen Eighty-Four orjinal adıyla çıkmış bir film.

Kitap aslında günümüzde de bazı noktalarda geçerliliğini korumaktadır. Teleekran olmasa da Mobese var... Büyük Birader olmasa da başkaları var.

Neyse asıl konumuz kitap. Bendeki, Can Yayınları'ndan 2000 yılı baskısı.Kitapta ilk dikkatimi çeken bilim-kurgu öğeleriydi. Kitabı okumaya başlayınca farkettim ki George Orwell yeni yepyeni ama kötücül bir dünya oluşturmuş! Kitabın dili gayet anlaşılır. Nuran Akgören çok güzel bir şekilde çevirmiş. Öyle ki George Orwell'ın Okyanusya'da Yenikonuş olarak oluşturduğu dil de çok güzel bir şekilde tercüme edilmiş.
Yenikonuş dili üzerine kitapta bir ek bölüm bulunmaktadır. Bu da bize Yenikonuş'u anlatmaktadır.

Okyanusya... Bizim dış dünyaya kapalı ülkemiz. İçeride halk devrimden sonrasını yaşıyor. Büyük Birader'e tam itaat sağlanmış durumda. Hatta yetmemiş Ördekdil istiyorlar. Yani, düşünmeden sadece itaat!Goldstein halka sunulan kötü adamımız. Gerçekleri, doğruları savunmasına rağmen,kötü adam ilan edilmiş durumda.

Okyanusya bitmek bilmeyen bir savaş içinde...

Büyük Birader halkı bu savaştan koruyan, Goldstein'dan da koruyan kahraman olarak gösteriliyor.

Winston Smith'in belleği işlevini yerine getirmek için çabalıyor ve iç çatışmaları başlıyor.Devrim öncesini anımsamaya çalışıyor.

Ingsos'u başta Winston kendisi anlatıyor. Ancak bu girişte bir noktada Ingsos'un bir icraati halkın durumunun vehametini gözler önüne seriyor. Daha bir gün öncesinde çikolata miktarı 30 g.dan 20 g. düşürülüp ertesi gününde teleekrandan yapılan açıklamada halkın bu sene refah düzeyinin arttığı ve çikolatanın gramajının 20 grama yükseltildiği açıklanıyor.Bittabi halk buna seviniyor.

"Geçmişi denetleyen, geleceği de denetler; şu ânı denetleyen, geçmişi de denetler."
Parti'nin bu sloganı çok şey anlatmakta.

Dil ve düşünce arasındaki bağlantıyı Syme adlı arkadaştan dinlemekteyiz. Dili küçültme üzerine bir nutuk atıyor bize başta.

Okyanusya'daki duruma böylece böyle aşina olmaya başlıyoruz ve Winston Smith günlüğünü tutmaya başlıyor. Ingsos'a aykırı düşüncelere sahip olduğu için düşünce suçunu işlemenin korkusuyla başlıyor günlüğüne. Yüz suçu da görüyoruz sonraları...

Savaş Barıştır
Özgürlük Köleliktir
Bilgisizlik Kuvvettir
Partinin bu sloganları bile toplum üzerindeki tam hakimiyet kurmanın temellerini bize veriyor.

Okyanusya'ya böyle böyle giriyoruz. İster istemez o paranoyaya eşlik etmeye başlıyoruz.Okunması ama mutlaka okunması gereken kitaplardan.

Kitap:
KitapYurdu.Com

0 yorum:

Yorum Gönderme

 
Copyright © Kitaplık
S.Y.